9 Nisan 2021 Cuma

Uzayda Balık Tutmak



        Gerekli koşulların sağlanması durumunda; çalışan oltanızın, taze(yakalamak istediğiniz şeye göre değişiklik gösterir. Su altındaki her canlı taze besin arayışında değil.) yeminizin ve tabii tutulacak balığınızın o konumdaki var oluşu ile alakalı eğlenceli bir arayış hikayesidir. Sonar ve benzeri bir kaç teknolojik aracın bu hikayeyi kısa tutması durumu haricinde, astrolojik bazı etkenler dahi bu eylemin gerçekleşme durumuna olumlu veya olumsuz şekilde etkileyebilir.

        Oltayı göz yanılgısının temsili olan düz atlasa yönlendirirsiniz. Konumunuzu bildiren halkalar avlamak istediğiniz her şey için davetkar sinyalini yaymış olur. Her ne kadar görsel izleniminizi su seviyesinde engelleyecek pek bir şey olmasa da. Arayış hikayesinin özünün arananın konumunun tam olarak bilinmemesinden dolayı sıvının altındaki görüş seviyesinin düşüklüğü bu işlemi daha eğlenceli kılar.



        Tüm bu varsayımlar nezdinde ihtimallerin arttırmak adına, kullanılan cihazların daha gelişmişine sahip olmak veya insanlarca nadir ziyaret edilen bölgelerde avlanmak hissiyatı içinde bulunabilir. Öte yandan tecrübe ve bilimsel açıklamalar ile dile getirebilecek yem derinliği ayarı pek önem taşır. Zira her türün derinlik algısı(çoğunlukla hayatlarını sürdürdükleri derinlik bölgesi.) farklı olacağından takıldıkları bölgede yemin bulunması ihtimallerin sizin tarafınızda yükselişe geçtiğinin simgesidir.

        Sıklık balık tutmaya giden, bu gerçekleştirmelerin çoğunu internet ortamında belgeleyen insanın tabii olarak kendine sunulan reklamlarda(yem), turistik uzay seyahati bileti görmesi pek muhtemel değil. İnsanlarında kendi içlerinde bir derinlik algısı pek tabi olabilir. Bu durum rahat ettikleri odaları, bilgisayar tabanlı kimlikleri, takip ettikleri ve tüm önerileri not alıp kenara bıraktıkları hayatlar(ın)dan bahsediyorum. Hani şu yüzeye yakın olanlardan...



        Dünya üzerinde ürünlerin geneli yok olmak yerine el değiştiriyor, buna kısaca ticaret diyoruz. Aslına bakarsanız, okyanusları aşma fikri, sömürge sistemi ve son olarak ticaret eğiliminin çıkışının üzerinden çok zaman geçmedi.

İnsanlık uzun süredir yukarıya bakıyor.
Gecenin yaldızlı perdelerini sayıyor.
Kimi kendinden bir parça arıyor.
Kimi tükendiği hayallere tapıyor.

        Perdeler ardındaki nice hazine davetkar ışıklarını her gece gözler önüne seriyor. Bu hazinelerin varlığı şehirlerin taklit ışıklar altında silinirken varlıkları yok olmuyor. Suyun altındaki balıklar nasıl orada duruyorsa hazinelerde bizi beklemekte. İletişim kurmayı, üretmeyi ve dahi tüketmeyi seviyoruz. Anlatılmayı ve anlatmayı seven başka bir iki ayaklı tanımıyorum...

        Derinlere inebilme yetilerinin, çoğu diğer türe göre takdire şayan olan balinalar bir yüzeye de ihtiyaç duyar. Yüzeye yakın olan her canlının mantıksız tüketim ve onaylama esiri olduğunu farz etmek doğru değil. İnsan oluşumuz toplum içerisinde her daim ticareti gerekli kılıyor.

        Orada siyah perdelerin ardında ticaret yapacak değişik türler arasında olacağımız günlerin gerisinde yaşıyoruz. Öte yandan sıkıcı olan kısma gelmedik bile. Oltamızın kıpırdanmasının geçtim, bu siyah kumaşın üzerinde tek bir mantarımız yok. Mantarın hareketinin beklendiği zaman dilimi en sıkıcı kısım olarak adlandırılmasına rağmen bence bu bölüm doğru bir seçim değil. Aranızda MMORPG oyunlarının tadına bakmayan varsa anlatması zor bir durum. Şöyle açıklayalım. Belirli miktar yük alabilen bir çantanız var(doğal olarak), kesildiğinde içlerinden ticari değeri olan eşyaların düştüğü yaratıkları kesmeye gidiyorsunuz. Bu yaratıklar genelde satış noktalarına uzaklarda duruyorlar. Dolayısı ile git-gel durumu sizin oyun sürenizden yiyor. Bu yüzden çantanız dolsa bile daha değerli olduğunu düşündüğün eşyayı alma adına elinizdeki ürünün bırakılması durumu. En sıkıcı durum budur.

        Eğlenmek için yok etmeyi seçeceğimiz karanlık çağın seslerini duymamak elde değil. Araçlarımızın mihmandarlığında her gördüğümüz kaya parçasını parçalayacağımızı düşünmüyorum. Fakat değerli madenlerin ticareti mekan veya zaman değişiminden olumsuz yönde etkilenmeyecek bir meslek türü. Malzeme bilimi yükselişe devam etmeyi planlıyor... Roger'ın gemisinin ana malzemesi olan ağaç yine aynı hayalin peşine düşmüşlerin gemisinde bulunur. Fakat bu demek değil ki her gemiyi alan bir şey bulacak. Her olta sahibi kovasını balıkla mı doldurdu veya her kovasını dolduran geri mi döndü?

        Siyah perdenin kalkması ile sahnenin yeni maceracılarla dolacağı kuşkusuz. Merkezi ışıldayan sıcak
büyük kayadan sonraki üçüncü kayadan ne kadar uzaklaşacağız. Akla gelen bir diğer soru ise ne zaman
geri döneceğiz. Taş ve topraktan başka bir şey bulamadığımızı anlamak ne kadar sürecek yada ticari ilişkiler kurabileceğimizi yeni insansılar ile tanıştığımız gün ne kadar uzakta?

        O, 20-30 yıl önce dünyayı gezenler, şuan tekrar gezdiklerinde aldıkları tat ne denli değişti. İletişimin hızlanması özgün kültürleri ayağımıza getirdi, ve değiştirdi. Yıllar öncesinin ilkleri yürüdüğümüz sokak köşelerinde dükkan açtı. Gelme biz getiririz dendi. Sen dur senini için biz uçak yaparız. Senin için en rahat sürüş keyfi için araçlar üretiriz, Yemek yapmak için zaman harcama, senden çok daha kısa sürede ve çok daha lezzetli ve daha önce denediysen tadının hep aynı seviyede olduğu hatasız yiyecekler yaparız söylemleri tabelalarda göründü. Bu cümleler simgeler ile eşleşti. Duyularımızın doygunluğu her daim başkalarının eserleri ile sağlandı.

        Bir balığın, yem olmadıkça ne işi olur sizin oltanızla. Kendinden küçük, yaldızlı taklit balıkla bile ilgilenirken; mat bir kanca ile uğraşacağını sanmıyorum. Daha büyük yemlere ihtiyacımız var. Belki de daha çok açılmalıyız kıyıdan uzaklaşmadıkça büyük balıklara denk gelme ihtimalimiz o kadar az ki... İhtimalleri arttırma vakti geldi. Yıllar önce ırmaklarda küçük altın tanelerine rastlayanlar, insanı az toprakları kazmaya başladı. Altına hücum böyle başladı. Ama bu avcılar çok daha öncesinden altının değerli olduğunu biliyordu. Uzayda bilinmeyen bir çok maden ile karşılaşılacak, bunların radyasyon benzeri insana zararlı ve fark edilebilme ihtimali noktasında yetersiz ekipmanlar ile gidilecek. Riskin büyüklüğü ancak kazancın kendisi ile ölçülebilir.

        Çevremizde dolaşan gök taşlarının bir kısmı yeryüzünü ziyaret etme cesareti gösterirken, kara nehrin altın taneleri parıldıyor. Pek tabii bir kısım asteroit ve kuyruklu yıldızlar tozlarını bırakmaktan geri durmuyor. Popsci de okuduğum şu yazıdaki geçen veri ise aradaki "az, çoktur" teorisini karşılıyor. Zira Gezegenimize gelen tozların 5200 tona karşılık gelmesinin yanında gök taşları gibi büyük cisimler ise on tondan daha az miktarda.

        Balıklar için en iyi yem tarih boyunca öğrendikleri doğal yemlerdir. Özellikle büyük şenlikler. Evet, yağmurlu havalardaki böcek festivallerinden bahsediyorum. Yüzeyi ziyaretleri doğal akıştır. Yaşamın simgesi su yine yüzeye döner. Yine yaşamın simgesi olan suyu ötegezegenler de yağmur yağıyor mu sorusu ile eşleştirmekte mümkün. Nitekim diğer nadir olaylar nadir balıkları yüzeye getirir. Japonya için depremler, derin deniz balıklarını sahil sermektedir.



        Macera ruhla bütündür. Ya adım atmaktan zevk alırsınız yada nefret edersiniz. Hazine peşinde olduğu sanılan Luffy(One Piece adlı çizgi romanda geçen bir karakter) dahi maceranın kendisini önemsediğini defaatle gösterdi. Kendi için koyduğu hedef en tepeydi. Ancak macerayı yaşamadan bu hedefe ulaşmak istememiştir. Gon(Hunter × Hunter adlı çizgi romanda geçen bir karakter) bile nefret etmesi gereken duruma, terk edilmesinin sebebini görmek adına maceraya atılarak göstermişti duygusunu.



Karanlık bir sos, yıllarını verip tadını arttırıyor.
Soya denilen bu şeyin tadı, dilimin üzerinde oynuyor.
Ya karşılaşma doğru değil yada yıllar kayboluyor.
Galaksimiz içindeki parıldayan taneleri ile kaynıyor.

        Açıkça söylemek gerekirse taşa toprağa hasret deyilim. Ötegezegenler de bulunan ırklarla kültür muhabbeti hoş olurdu. Fakat muhabbet esnasında yiyeceğimiz yemek daha bir merak konusu. Zira yeni ve bahsedilmeye değer soslar istiyorum.

        "Uzay, son sınır. Bunlar yıldız gemisi Atılganın maceraları. Görevi farklı yeni dünyaları keşfetmek. Yeni hayat ve medeniyetler bulmak ve daha önce kimsenin gitmeye cesaret edemediği yerlere gitmek."
-Star Trek Next Generation açılış sahnesi.

        Sizin için balık tutacak, yemek yapacak, radyasyon veya türevlerini emecek insanlar bulabileceksiniz. Hatta maceralarını kayıt altına bile alacaklar. Peki siz ne yapacaksınız?





Kullanılan görseller: 0,1,2,3,4,5



2 Nisan 2021 Cuma

AlphaGo



        Bir insanı değerlendirirken kriterleriniz nelerdir?

        Genelde elektronik cihazlar için sayısal değerlendirmeler tercih ediliyor. Ancak bu değerler üreticiler tarafından belirtiliyor ve belki kağıt üstünde bağımsız kurumlarca değerlendiriliyor. Sayısal veriler çoğumuz için bir şeyler ifade etmekten oldukça uzak bunun yerine aynı ürün sınıfında rakipleri ile karşılaştırarak sonuca varmaya çalışıyoruz. Aslında sadece bununla kalmıyoruz. O ürün grubunda daha önce bir deneyimimiz olmuşsa onunla da karşılaştırıyoruz. En temelde ürün veya muadili ile deneyimimiz olup olmadığı önemli bir nokta. İkincil değerlendirme çözümü değerlendirmelerine saygı duyduğumuz başka insanların değerlendirmelerini dikkate almak oluyor.

        Kararımızı etkilemesi gereken kriterler bütününün nüvesi "amaç" olmalıdır. Alınacak ürün sayısal olarak üstünlüğü ya da kullanıcı yorumları ile kullanılmaya değer gözükse de kullanım amacınız için yeterli değilse veya amaç dışı nitelikleri ile fazlaca masrafa girmenize sebep oluyorsa tercih listenizde gerilere düşmeli. Tüm bunların yanı sıra amacınız doğrultusunda bir çok değişken cihaz verimini etkileyecektir. Cihazın çalışacağı ortamın iklim bilgisi, kullanım sıklığı ve ne kadar yük altında kalacağı vb...



        İnsanları değerlendirirken öncelikli gözlem yeteneklerimiz bir takım bilgiler sunuyor. Fakat onları yük altına sokup ölçüm yapmak her zaman mümkün olmuyor. Üstelik insanlar da iklim tarafından etkileniyor, bir takım uyku düzenleri veya yedikleri içtikleri, hepsini olmasa da bir kısmını etkileyebiliyor.

        Çoğu zaman insanlar beyinlerini kullanmak sureti ile işlerini gerçekleştirirken, çok daha azı fiziksel özelliklerinin hayat oyununda önemli bir etken olduğunu düşünüyor. Çok uzun zaman önce bir arkadaşımdan halı saha maçı oynamaya davet edilmiştim. Bu teklifi hiç kabul etmemiş olsam da daha sonra çok miktarda tenis oynamıştık. Bu maç karşılaşmaları isteğinin altında yatan temel sebebi analiz kaynağı elde etmek olduğunu belirtmişti. Tabir doğru ise insan analizi için rekabet odaklı yük altı çalışma durumu, ana hedefti.

        İnsanlar; iletişim anında tüm sıradan senaryolarda kontrol altında  bir iletişim yürütürler. Araya değişkenler eklenerek duygu analizi gerçekleştirilebilir. Hassas konulara verilen tepkilerin her biri önemli bilgilerdir. Fakat tüm bu dürtme işlemi bireysel ilişkileri olumsuz etkileme yönünde adımlardır. Bunun yerine daha dışarıdan ve kesin olmayan bilgiler ile veri dönüşümü yapılmaya çalışılır. Kişinin okuduğu kitaplar, dinlediği müzikler, izlediği filmler, çalıştığı yer veya eğlence anlayışı... Kısacası parayı nerden kazanıyor ve nereye harcıyor soruları fark ettirilmeden öğrenilmeye çalışılır. Belirli miktarda uyum yakalanıyorsa birliktelik devam eder.



        Tüm bu zorlu işlemler uzun soluklu bir serüvenin habercisidir. Aslına bakarsanız bir takım internet bağlantılar size çok daha hızlı çözümler bulabilir. Fakat bundan yıllar önce... Sanırım 4000 yıl önceden bahsediyoruz. Bir oyun yeryüzüne gülümsedi. Rivayetler çeşitli olsa da birini buraya not almakta fayda görüyorum; Çin hükümdarı oğlunun bir imparatorun sahip olması gereken yeteneklere ulaşabilmesi adına hizmetindekilere bir oyun bulmalarını emreder.

        Ortaya çıkan oyunun adı "GO" 'ydu. Çin'de "WEİQİ", Kore'de "BADUK" ve Japonya'da ise "İGO" adıyla anıldı. Oyun, masa oyunu denilebilecek bir tahta ve taşlar ile oynanıyordu. Tahta, üzerinde 19 dikey, 19 yatay çizgilerin kesişmesi ile oluşuyordu. Taşlar ise 181 siyah 180 beyaz ile toplam 361 taneydi. Zaman içerisinde kurallar eklense de oyun basitliği ve az miktarda kuralı ile davetkar bir yapı sunuyordu. Taşların kural kapsamında birbirinden tek farkı renkleriydi.(Oyunu zorlaştırmak adına bazı oyuncular tek renk ile de bu oyunu oynayabilirler.) Kendi aralarında bir hiyerarşiye sahip değillerdi. Oyun sonunda beraberliği engelleyebilmek adına beyaz +6,5 veya +5,5 Komi (puan) ile başlar. Uluslar kendi içlerinde bu ek puanın sayısal değerlerini değiştirse de +0,5 'lik fark beraberliği etkileyen asıl nokta iken, komi'nin beyaza verilmesinin sebebi ise oyuna her zaman siyahın önce başlamasıdır.

        Oyunda ki temel amaç, rakibin taşlarını öldürmek değildir. Zira tahta üzerinde kral veya rütbeli herhangi bir taş bulunmaz. Hepsi aynı özelliklere sahip bu orduyu yöneten kişi sizsinizdir. Verdiğiniz kararlar geri alınamaz yani tahta üzerindeki kesişim noktalarına koyduğunuz taşları oynatamazsınız. Amaç öldürmek değil savaş arazisi üzerindeki en geniş alana hükmetmektir. Sonuçta dünya üzerindeki savaşlar genelde toprak hakimiyeti ile ödüllendirilir. Arazi üzerindeki üstünlük sonucu belirler. Ve oyun biter. Öldürmek için değil yaşamak için oynanan bir oyun. Oyun içerisinde geriye kalan bir kaç kural için veya alışılmış hamleler için bir çok felsefi söz bulunmakta... Fakat konumuz oyunu tamamı ile tanıtmak değil.



        Bu konu ile daha fazla ilgilenmek istiyorsanız, fakat yazılı materyaller bu eğlenceli seyahat adına sizi heyecanlandırmıyorsa önerebileceğim görsel materyaller; (Kitaplarda bu listede olsun, azınlıkta kalıp sorun çıkarmasınlar.)
Anime
-Hikaru no Go
Film
-The Divine Move
-The Divine Move 2: The Wrathful
Kitap
-Go Ustası  Kavabata Yasunari
-Go Kitabı  Richard Bozulich
Belgesel
-AlphaGo



        8 yaşından beri zirveye oynadığı hayatında, bir bilgisayar programı daha fazlasını yapabileceğini ispat etmişti. Evet strateji tabanlı bir savaşta. Tarih sahnesinde teknoloji gelişimi ile kas gücü çok kısa sürede alaşağı olmuştu. Günümüzde sanat tanımına uyabilecek çok daha fazla eseri yapay zeka üretebilmişti. Ruhu olmadan eserler yapabilen bir program ne ise Alphago taklit yeteneği çok gelişmiş bir abaküstü. İleriye dönük tüm hamleleri görebilmek. Yenilmezliğe oynamak noktasında kas gücüne değil zihnine güvenmiş bir adamı tahtanın ve kameraların önünde hırpalıyordu... Lee Sedol 9 Dan Pro bir oyuncu olarak 5-0 kazanacağını iddia ettiği maçı kaybediyordu. Daha önce hiç bir go maçını canlı olarak izlemedim. Fakat Lee Sedol rakibi karşısında şekilden şekilde girerken Alphago bunun farkında bile değildi. Maçın gerçekleştiği binanın teras katına hava almak için oyun esnasında ayrılan Sedol geri döndüğünde şaşkınlık uyandıran başka bir hamle ile karşılaşacaktı... 2016 yılında ki bu maç tüm go dünyasını sarsacaktı. Lee Sedol kimileri için yıkılmaz kale olarak 3 mağlubiyetin ardından yapabileceği en iyi hamleyi 78. hamleyi oynadı.



        Ruhun sadece tek taraflı hissedildiği bir oyun olarak düşünülmesi bana yanlış gibi geliyor. Alphago analiz ettiği tüm oyunların bir parçasını barındırıyordu. Ve gonun doğası gereği rakibi ile uyum içinde oynuyordu. Bir aynadan daha fazlasıydı kuşkusuz... Tüm birikimini kullanırken tahta üzerinde, bir insanın yapmaması gereken hataları da yapmaktan geri durmuyordu. Hala öğrenmeye devam ediyor...


        Rekabet gerektiren bir oyunda analiz edilecek kişi; Açgözlü davranıyor mu? Hırslı mı? Gerektiğinde hedefi için bir şeylerden vazgeçebiliyor mu? Strateji temelli ileri görüş yeteneği ne kadar gelişmiş. Zaman tüketimi nasıl? Gelişmeye açık mı yoksa eski usul mü hareket etmeyi seviyor? Aynı hatalara tekrar düşüyor mu yada hatalardan ders çıkarıyor mu? Yanıt verilmemesi gereken sorular soruyor mu? Gerektiğinde yenilgiyi kabul edebiliyor mu?



        Bunun gibi bir çok soruya cevaplar bulabileceğiniz nadir oyun...



Kullanılan görseller: 1,2,-3,4,5,6,7

26 Mart 2021 Cuma

Yatak Düzenlemek



        Bilgisayar oyunları ilk çıktığı günden beri birden fazla sebeple üretildi ve tüketildi. İnsan vücudunun dayanım süresini de dikkate aldığımızda, çoğu zaman başlanılan oyunlara bir sonraki güne devam etmek üzere ara verildi. Kayıt noktasından devam ettiğimiz bu deneyim başka bir noktada son buldu.

        Akış içindeki yerimizi, zamanla sorgulayageldiğimiz yaşamımız simgelerken; uyku düzenimizle kayıt noktalarını oluşturduk. Kayıt seçenekleri için menü kısmı bu noktada yatak veya yatak olarak kullandığımız nesneler bütünü ile vücut buldu. Aslına bakarsanız hayal dünyamızın zirveye oynayabildiği tek nokta. Yatağımız!

        Düzen kavramı genel geçer yapısı dışında göreceliliğini koruyor. Kayıt noktasından başladığımız her yeni gün çoğumuz için gözlemsel yeteneklerimiz ile buluşuyor. Aranızda bulunan yatağını düzeltmeyenler için hayat belirsizleşiyor. Düzenin önemi, mevcut her konunun müsaitliği kadar tartışılmaya açık. Fakat bilim ancak düzen sayesinde ilerliyebiliyor. Geçmiş kayıtları veya mirası okunabilir düzende olmadığında, ya dikkate değer bulunmuyor ya da katkısı bilinmeksizin vakit israfı ile buluşuyor.

        Noktaların bütünü oluşturduğu gelecek düzenle daha hayal edilebilir duruyor. Kayıt noktanızın düzenli olması tüm günü etkilerken, yeni kayıt için karşılama merasimini katlanılası kılıyor. Ancak bu düzenleme işlemi de belirli bir zaman dilimini işgal ediyor. Genel yatak kullanıcısı bu işlemi günde en az bir kez gerçekleştiriyor. Gün içerisinden dinlenmek için uzansa dahi yatak, pürüzsüzlükten uzaklaşıyor ve tekrar düzenlenmesi gerekiyor. Zamanla bu işlem kişiyi kendinden uzaklaştırması ile terk ediliyor.

        Düzenden vazgeçmemek, ayrıca uyanır uyanmaz günlük yapılacaklar listesindenki maddelerden birini işaretlemek güne daha olumlu başlamanıza olanak tanıyabilir. Fakat yatağınızın, oda(bir oda içerisinde bulunduğunu var sayıyorum) içerisindeki konumu onun toplanabilirlik katsayısında büyük bir etken. Tek bir hareket ile pürüzler giderilebiliyor mu yoksa konunun üzerine defaatle eğilmek mi gerekiyor? Tüm bu etkenler düşünüldüğünde düzen sadeliği beraberinde getiriyor. Oda düzeni değişiyor hayatınız değişiyor.

        Sorunun çözümü noktasında yatak konumu değişikliği dış etken. Belki oda değişikliği veya yaşadığınız evi değiştirmek. Düzen garipsenmiyecek küçük değişiklikleri sever. Uygulamalardaki korkutucu büyüklükteki güncellemelerden ziyade minik detayların geliştirilmesi kullanıcıları olumlu etkiler. Yeni şeylere olan açlık anlaşılmazdan uzak durmayı beraberinde getirir. Bu işlemleri karşı tarafta incelediğinizde ise üretici ara basamaklar atlarsa müşterileri korkutmak bir yana kar edeceği başkaca ürünleri de çöpe atmış olur. Dış etken değişikliği görüş alınınızı daha uygun işlemenizi sağlar bütünün parçasıyken bütünden habersiz yaşarsınız. Bulunduğunuz konuma yeterince uzaktan bakmadıkça uygun gelişmeyi gösteremez ve düzeni oturtamazsınız.

        Görmek için sadece yakından bakmanız gerekmez, bazı durumlar yalnız uzaklaşarak anlaşılabilir.

        Yatağı sürekli topluyorsanız. Bir gün toplamamayı deneyin ya da tam tersini gerçekleştirin. Hali hazırda süre gelen istemediğiniz bir zinciriniz varsa onu kırın. Böylece kıymetini anlamak daha kolay olacaktır. Tekrarlar zamanla yapılan işin değerini azaltır. Tüm sanat eserleri kopyaları sayesinde yücelirken kopyalar sadece aslını yükseltir. Tekrar son durumda gelişmiş medeniyetleri çökerten yegane tanımdır. Hedef sadece ilerlemek olamaz elbette.

        Belki kulağa çalınan yankı misali geçmiş düzenlenmeli. İnsanların hepsi için yeni sayfa açmak veya eski sayfalara bakmamak pek mümkün gözükmüyor. Onun yerine sadece bakmak değil de, eşelemek diye tabir edebileceğimiz geçmişimizden işe yarar ekipmanları günümüze getirmek daha doğru bir güzergah olacaktır diye düşünüyorum. Geçmiş kayıt noktaları önemini yitirmemeli. Her daim ilerlemiş olamayız. Kayıtlara baktığımızda gelecek yol haritalarımız şekillenecek, denemediğimiz yollar parlayacaktır. Hiç parlalama ihtimali dahi ilerlenmeyecek yolların bir göstergesi olacağından bu kayıtlar çok önemli.

        Konu sanırım toplanamayacak kadar dağılmadı, öyle ise şu yatağın konum zaman grafiği ile oynayalım. Yatağımızı sabitlemeyelim. Bir karavan, oteller arası taş sektirme yarışması veya uyku tulumu... Belki uzaya da çıkabilirdik fakat yeryüzünden, orası yatma kavramı üzerine şu anlık pek rahat veya alışılagelmiş durmuyor. Konu dinlenmek olunca kayıt sistemi bir yana uyumak tercih sıralamasının henüz yenilmemiş kahramanı. Düzeni oluşturan temeller de değişiklik pek mümkün değil. Amerika kıtası tekrar ve tekrar keşfedildiğinde düzen için temellerden ilham alındı. Fakat kurallar bire bir uygulanmadı. Dolayısı ile yataklar değiştiğinde kurallar da değişti.



        Öngörülebilir gelecekte toplumdan uzaklaşmak yerine tekil parçalar, görece daha büyük parçaların kopması ile küçük topluluklar oluşturacak. Kargolama ve kargo iletim ağı gelişimi ile yol kavramı yeni boyutlarını şimdiden değiştirmeye çalışırken internet ağının tanımladığı iletişim sınırı kalabalık şehirleri parçalayabilecek diğer hastalıklardan daha etkili olacak. Kalabalığı oluşturan fabrikalar dahi insandan uzaklaşma eğilimini gerçek arzuları ile gösterecek. Yataklar yine yer değiştirecek. Eğlence kültürü şehirlerin kullanılabilirliğini şimdilik zinde tutmayı başarabilsede yataklar soğumaya başlayacak.



        Bu akımın öncüleri şimdilik otel müşterileri. Bu müşterilerin bir çoğu yılın sadece küçük bir kısmında bu deneyimi yaşasa da düzen içerisindeki yatağı daha çok isteyecekler. Kamp çadırları ile sadece yataklarını değil evlerini de sırtlarında taşıyabileceklerini gösteren bu koca yürekli insanlar yaptığım tanımlara daha çok uyuyor. Kendi içinde yatağın daha az yer kaplayabilmesi adına yaptığı düzgün şekil ve Nepal'de bulunan Everest ana kampı. Bu örneği şu an bile arttırmak mümkün. Antartika araştırma istasyonu, uluslararası uzay istasyonu... Toplu bir şekilde dünyanın gezilme durumu. Bu düzensizliğin bir üst paketi ise sanırım karavan ile yatağın taşınması olayıdır. Kendi içinde düzensizliklerini eksik etmeyen bu yöntemde her gidilen nokta iç düzeninin kaos ile birleşimi sayesinde yer değiştirir.


        İnsanlık barınma ihtiyacına boyun eğmek zorunda. Zira kayıt almazsanız, işler yolunda gitmediğinde büyük sorunlar yaşama ihtimaliniz çok yüksek. Gidilen yerlerin görülen manzaraların(insanlı, insansız farketmeksizin.) elbette bir önemi var. Ama dikkat çekmek istediğim nokta yanımızdan ayırmadığımız, ayırmak istemediğimiz kayıt noktamız.

        İnsanlık şimdi yeni kayıt çeşitlerinin peşinde, "yatak" tüm kullanıcılar için bir gerçeklik. Malzemeleri farklı olsada herkesin ihtiyacı. Her gün yeni şeyler ortaya çıkasa da hiç biri bunun kadar vazgeçilmez değil. Düzeni oluşturan bu ağa en yakın olan sadece deneyimleyenler için ihtiyaca dönüşebilecek internet olabilir doğrusu. Tam bir düzensizlik harikası, internet. Ama bu başka bir hikayenin konusu.



        Şimdi kendi ellerimle oluşturduğum düzeni bozup, yeni bir kayıt noktası oluşturmam gerek...


Kullanılan görseller: 1,2,3,4,5

19 Mart 2021 Cuma

Vakit Çok Geç


        Daha iyisini yapmak adına kaybolduğum bu yolculuk daha da iyisini yazmakla devam ediyor. Sözler istenileni aktarmak adına görevlerini yerine getirseler de, ahenk bozuluyor...

        Fırında pişen enfes yemek camın arkasında yer alan çöl kumu uyumu içerisinde hayatlar, tükenen zaman. Herşey uyum içerisinde tükeniyor veya tüketiliyor. Tatminsizliğe eş değer yazılar parmaklardan dökülürken, cam saydamlığını kaybedip yeni bir kağıt sunuyor bana. Yeryüzündeki en efsanevi kağıdın tüm bu israfın üzerine ortaya çıkışı, yazma isteğini frenleme çabamı yok ediyor.



        Yemeğin güzel kokusu odaya doluyor. Davetkar koku beraberinde yeme faslına geçişin de habercisi. Yine de pişirme esnasında hayat boyu karşılaşılan istenmeyen veya merak uyandıran olası olaylara öncelikli önlem bağlamında, göz gezdirmek için sanatsal sandalyemden kalkıyorum. Bu sefer karşımızda merak uyandıran tablo göz doygunluğunu bizden esirgemiyor. Kağıt zamanla dolarken pencerede beni bekleyen kağıt sabrı sınıyor. Yolculuk fikri genelde konum değişikliği ile yorumlansa da yeni her kağıt bu hissi aratmayacak kadar benzerlikler sunuyor.

        Saatin içinde kumlar isteklerinden bağımsız hareket ederken kağıdın ardındaki diğer kum taneleri yeryüzünden ayrılıyor ve tabii yenileri ekleniyor. Fiziksel sanatın en büyük temsilcisi veya destekçisi kağıt, zarif inceliği ile köprü görevini bir an olsun reddetmiyor. Mürekkep her rengiyle üzerinde dans ederken fırından yayılan güzel kokular kağıdın narin dokusunun derinlerine işliyor.

        Keşfedilmemiş diyarların özelimini ancak ev dediğiniz noktada pişen yemekle yitiriliyor. Yatağın sıcaklığından uzaklaşmanın korkunçluğu ufkun ilerisindekilere olan merakla çarpışıyor ve yine o güzel koku alevler içindeki metal küpten yayılıyor. Camın her iki tarafındaki kumların ortak yönleri neden sorunu simgeliyor.

        Henüz ayrılmamışken, dünya diye seslendiğimiz kaya parçası camsı atmosferi ile tüm insanlığı kum gibi savuruyor. Akış durmadan devam ederken anoforlar içinde yitirilmiş nicesinin çığlıkları gök kubbede yankılanıyor. Zaman üst ve alt katmandan bağımsız bir şekilde dönüyor.



        Çöl tüm gizemini güneşin kendisini terk etmesi ile döküyor. Dillere destan değerli taşlarla bezeli örtüsünü üzerine çekiyor. Muhteviyatında yer alan her tane, çıplak gözlerce ayırt edilmese de yeryüzünün en nadide örtüsünün gözlerinizi ayırmak istemeyeceğiniz görüntüsünü öne çıkarıyor. Sadeliği muhteşem manzara ile uyum halinde. İkisi içerisinde uyum ancak kendi özelliklerini reddetmeleri ile mümkün olabilir.

        Öte yandan bu sadelik insanları yola düşürüyor. Kum okyanusu, serap peşindeki nicesini merkezine davet ediyor. Leyla peşinde bir ömür insanlık arasında tükeniyor. Sadeliğin gizemli durağanlığı dinamik gönüllerde reddediliyor. Özlem uzaktaki ışık oyunlarında doğuyor...

        Adını bilmediğimiz, bilimin en ufak temsilcisi tarafından sınıflandırılma zevkine erişememiş nice değerli taş bu örtü üzerindeki kıvrımlarda oynaşırken, kumlar...



        Sanırım yemek artık hazır. Oysa ki daha camda bir kağıdım daha beni bekliyordu. Fakat şöyle bir bakıyorum da kağıt saydamlığın verdiği cesaretle kaybolmuş. Anlaşılan istek kaybolduğunda kağıt sıradaki sevdalısına yolcuğa çıkıyor...



Kullanılan görseller: 1,2,3,4

12 Mart 2021 Cuma

Nokta, Çizgi ve Yüzey



        Eğitim temellerinde:
        Kullanılan dil, tarih, temel bilimler ve benzeri öncü akım eğitim sistemi binasının üzerine; yeni katlar düşüncesine ek yeni temellere de ihtiyacımız var. Gelişen ve/veya değişen algılama yeteneklerimiz özelinde kendi türümüzün oyunlarını geçersiz bırakacak değerlendirme kriterlerine ulaşmamız gerek. Geçerli tüm öğrenim temellerinde; küçük bedenlerin temiz zihinleri, eğitimlerinde 3B tasarım ve görselleştirme eğitimi almalılar diye düşünüyorum. Belki diğer eğitim içeriklerine göre masraflı ekipmanlara sahip olunması gerekse de bulut tabanlı eğitim ağı, daha az harcama ile iyi sonuçlar hedeflenebilir.

        Önem sırasında çok üstlere konumlandırmış gibi olduk. Ama tasarım mantığında sadece üretim değil tüketim amaçlı alınan ürünlerde de bu arayış içinde olan bir nesil üreticileri de zorlayacaktır. Üreticilerin zorlanması, küçük zorlamalarda pes edecekleri elerken yılmayan ve gelişmekten geri durmayan yeni üreticiler ortaya çıkaracaktır. Pek tabii daha kalitesiz bir ürün için harcanan enerji, üzerinde daha fazla düşünülmüş bir ürüne eşlik edecek.

        Canlılar yeryüzünde ki yaşamlarında genelde tüketmeyi tercih ediyor. Fakat üretim çok daha uzun süreli bir mutluluk garanti eder, üstelik isteğinize uygun üretilmemiş şeylere daha kolay ulaşma imkanı verir.

        Çoğumuz için genel iletişim sadece görerek gerçekleşiyor. Baktığımız her ne ise uzayda yer kaplıyor ve anlayışımızla yorumlanıyor. Tecrübe kaynaklı çözümleme yeteneğimiz farkı oluşturan ana unsur. Tecrübe kaynağı, karşılaşılan nesne üzerine çalışılılarak elde ediliyor ve daha kapsamlı çözümleme işlemi gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Tüm bunların yanında, teknik olarak baktığımız herşeyi göremiyor veya anlamlandıramıyoruz.

        Baktığımız yöndeki gördüğümüz şeyler tamamen yorumlama kabiliyetimizle alakalı. İşin özünde gördüğümüz herhangi bir şeyin üzerinde hususi çalışma geçmişimiz yoksa tahmin yeteneğimiz kadar varız. İnsan ömrü henüz keşfedilmiş tüm yolları arşınlayacak kadar uzun soluklu değil. Bu yüzden türümüzün diğer üyelerine güveniyor ve bilgi birikimlerinden faydalanıyoruz. Bu işlemler bile tüm başlıkları doğrudan veya dolaylı olarak deneyimlememize müsaade etmiyor.

        Bu işlem gücünün en temelinde görme yeteneğimizin hesaba dayalı karşılaştırma ve yük altındaki performansı yatıyor. Tüm yollarda yürüyememek şimdilik pek mümkün ya da son kullanıcı için ulaşılabilir olmasa da daha göz önünde ve ulaşılabilir bir yöntem akıllarda yer ediyor.

        Görsel tabanlı işlemler genelde tüketicinin bir ürünü kulanıp kullanmayacağında ana etken. Tercihlerin yerinde olması için tüketici o ürünü ve çeşitlerini (ki bu çeşitler referans ürün yelpazesinin oluşumunda önemli anahtalardır) ömrü boyunca deneyimlemeli, doğuştan gelen yatkınlıklar sebebi ile süre daha kısa ve sonuç daha keskin olabilir. Peki tüketiciye mevcut ömrünün çok daha kısa bir bölümünü, tüketilecek bir ürünü ortaya çıkarma isteğinde bulunursak. Daha da ötesinde bu ürünü bilgisayar tabanlı bir 3B görselleştirme aracında yapması istenseydi. Daha geniş bir kalıp kullanılması ve katılımcıyı korkutmamak adına modellemenin önemli noktalarına değinildiği kısa bir ders ve cihazınızın gücü doğrultusunda özgür bir dünya açılan yeni bir kapı.

        Noktalar ortaya çıkacak
        Sonra çizgiler oluşacak
        Eşlik edecek yüzeyler
        Gözüm önünde hacimler



        Baktığınız herşeyde üretim aşamasını görebiliyor oluşunuz tüketiminizi nasıl etkilerdi. Öncelikle mevcut ürün yelpazeniz eğitim öncesi döneminize göre size daha da yetersiz gelecek. Zira artık neyi aradığınızı biliyorsunuz. Kalabalık ürünler gurubu seçeneğinizin çok olduğunu göstermiyor. Belirli bir seviyenin altını gözleriniz görmemeye başlayacak. Bu sorun değil. Zira artık daha fazla zamanınız ve enerjiniz var. Üstelik kararsızlık hastalığına genelde yakalanmayacaksınız.

        Zaman yönetiminin daha önce hiç bu kadar önemli olmadığı bu çağda, insanlar rahatlamak adına bilgisayar oyunlarına yöneldi. Daha hızlı arayışında geçen süre, daha fazla zaman kazanmak için servetler harcattı. Tüm bu olanların ardından servet için zaman akıp gitti. Sadece tadına bakılıp bırakılan yemek misali devam edilmeyecek oyunlara başlandı veya bitirildi. Arkadaş çevrelerince başlanan oyunlar sınıfında, kaliteden daha çok eğlence aransa da günün sonunda hepsi çöpü boyladı. Oyuncuların geneline zaman ve para kaybettirsede azınlık yine kar elde etti. Sürü takip yeteneğimiz sebebi ile kalite yoksunu oyunlara fazlasıyla zaman harcandı.

        İnsanların çoğu dönüp arkaya bakmayı sever, hepsi önlerine geri dönmek zorundadır fakat bunlardan pek azı mutlu olarak tekrar yüzünü döner. Kalite arayışında bir ömür; masa başında, konum tabanlı gerçekçilik ile yollarda, kağıtlara işlenmiş harfler arasında ve pek tabii hayatın içinde yok oluyor. Bu işlemin hızlanması yüzde yüz kesinlik sunmamakla beraber üç boyutlu tasarımı deneyimlemekten geçiyor. Göreceli olan güzelliğin peşinde sınırları sadece düşünsel değil, bizzat deneyimleyerek belirlemek çok daha mühim. Bazı durumlarda gözlemlemek deneyimlemekten daha elzemken, bu durumlar azınlıkta kalıyor.

        Oysa yaşadığımız çağda deneyimlemenin önemi kararan bir nane yaprağı gibi. İnsanlık pek de hakim olmadığı gözlem yeteneğine, tam güven ile sadece izliyor. Oyun oynayanları, tatil yapanları, acı çekenleri, zevk peşinde koşanları, ve tabi en çok kumar oynayanları... Günün sonunda elinde genel geçer tek bir ölçüt olmadığı halde kararlarını gözlemleyerek veriyor.

        Mevcut değerlendirme durumun kötü veya iyi olması ile ilgili değil. Sonuca varmak peşinde olduğum şey değil. Peşinde olduğum asıl konu bizden sonra adım atmaya devam etmesini arzu ettiğimiz neslin, eğitim kapsamında öğretilmek istenenlere ek modelleme öğrenmesi temennisi içersindeyim.

        Böylece gözlem yeteneği daha iyinin arayışında kestiği zaman ücretini, daha az ödetirken insanlığa kesin sonuçlara ulaşmasında yardımcı olacaktır. Oynadığı oyunda, gördüğü rüyada ve koştuğu insanın peşinde güzellik arayışında bir an olsun geri durmayacak. Sırf rahatlamak ve günlerin, ayların veya yılların yorgunluğunu unutmak adına harcadığı zamanı dahi, güzelliğin peşinde yitirmesi ancak arayış içerisinde olanların ulaşabileceği gözcü kulesinde ortaya çıkacaktır.



        Kendi uzmanlığınızın dışındaki sınırları tanımlamayan, son yılların takdir edilesi, parlayan yıldızı ve tabii açık kaynak kodlu özgür yazılımı Blender iyi bir başlangıç olabilir. Başlangıç derken ufku sizin belirlediğiniz bir çok son ile paket halinde diye belirmeliyim. Eş değer başka bir programdan haberim yok. Daha iyileri olması muhtemelen. Ama henüz, tamamen ücretsiz bu programa yetişebileni görmedim. Ortaya çıkışı ise ayrı bir hikaye olarak anlatılabilir.

        Üretmekten bir an olsun vazgeçmeyin lütfen. Görünenin ötesine, görünmeyeni keşfetmeye...


Kullanılan görseller: 1(UI),2,3

5 Mart 2021 Cuma

Sayısal Zafer


    
    Aynı cümleler defaatle tıngırdadı farklı dudaklarda
        Bir zaman sonra kaybetti kıymetini sözcükler

        Gelecekten söz edilmezdi dudaklarda
        İş, yapılırdı. Yeterli gelmiyor sözcükler

        Eğitim her daim ve anlamsızca dudaklarda
        Kaybolmuş diller, kitaplarda sözcükler

        Ve on karakter hükmetti tüm bu diyara



        Değerli sayılan sözler zamana meydan okudu. Kimi üniversitenin girişinde yer aldı. Benzer kalitede diğeri tozlu raflarda. Ve nedense her biri kaybolmayı tercih etti yazıldığı diyarda. En nihayetinde yenilmişti tüm o harfler. Günün sonunda rakamlar çeşitlilikleri ve sadelikleri ile hepsinden önemli hale gelmişti. Bir an için herşey sayılarla ifade edilebilir hale gelmişti. İnsanlık sadece bilgi birikiminde değil, dokunduğu her nesne için ölçü belirlemekten geri durmadı. Bir dönem sayılar karakterlerin kullanımını bile sınırlayabildi.



        İnsanın değeri konuşabilme yetisinden, sahip olduğu değerli madenin sayısal değeri ile ölçülmeye başlandı. Ticaret her daim sayısaldı. Ama iletişim yok olurken plastik pervaneler sayılarla iş birliği yaptı ve sayılar virgülün arkasında dahil değer kazandı.

        Sözler hakimiyetini kaybedeli çok zaman geçmedi. Artık kendilerine ulaşmak için sayısal bağlantılar kullanıyor veya sayısal arayüzle dile gelen ekranlara bakıyoruz.

        Kanlı savaşlara bir çift söz sebep olabilecekken artık sayısal değerler dudakları kıpırdamayan kölelere sesleniyor. Günü kurtarmak adına sayıların hükümranlığına olan savaş beton ormanda devam ediyor.

        Şüphesiz kültürlerin en büyük miraslarından olan kelimeler, sadece mezar taşlarında sayıların üzerinde yer alıyor. Ve bazıları(Peru muydu acaba?) cesaret gösterip bu tarihlerden sadece başlangıca yer vererek, sonu belirmenin hazzını ona bırakmıyor. Zira kelimeler yaşıyor, insanları doğrudan etkileyebiliyor. Kelimelerin sahibi olan dudaklar yeryüzünden kaybolduğunda dahi zafer kazanabiliyorlar.

        Elbette sadece birincil ihtiyaçlar değil sanatın her dalında sayısal işlemciler öne atıldı. Yeryüzü insanlarının mirası gelcek on yılda kendilerinden hızlı, güvenilir ve sağlıklı köleleri tarafından ezici bir üstünlükle unutulacak. Çok geçmeden sayılar kendi kütüphanelerini insanlığın temellerine kazıyacak.

        Tarifi çok zor: Merak sayısal verilerde yerini aldığında, insanlık yeni bir seviyeyi geçmiş belki de uzayda yitirmeye göz yumulmayacak yeni kelimelerin peşine düşecek... Bir gün sayısal çoğunluğun karşınındaki mağlubiyetimizi, yeni ufuklara yol alırken ve hiç birşey bulamadığımızda hatırlayacağız.

        Sanırım; Plutarkhos'un anlatımı ile Pirus emrindeki komutanlarına hayalindeki fetihler anlatır, yanındaki komutan fetihler bittikten sonra ne yapacaklarını sorduğunda cevap, memleketlerine geri dönüp dinlecekleri yönünde olmuştur. Komutan ise o zaman şimdi yatıp dinlenelim niye kendimizi yoruyoruz sorunsalını dile getirir. Hikaye, geri döneceksek gitmenin ne manası var şeklinde özetlenebilir. Ama bu özet ancak sayısal bir zihnin duygu yoksunu değerlendirmesi ile mümkün olabilir.

Görseller: 1,2,3



26 Şubat 2021 Cuma

Kıtalar Arası Çekim Kuvveti

Medeniyet, görülmeyi beklerken hala toprak altında
Üstündekiler umarım bu durumun fazlasıyla farkında
Görülmeye değecek onlarcası, bulutların da ardında
Demlendiyse geçelim, bu meseleyi bırakalım tadında



Yürümek yerine uçmayı tercih eden kuş,
Karnını doyurmak için yeryüzüne döndü.
Karın tokluğu hevesine, uzaklaşan kuş,
Tercihi ezelden, avcının hayali söndü.

Medeniyet yükseldi çelik ve kireç kumunun arasında,
Daha önceden hayal edenler için, hiç olmamışçasına.
Kimileri için bu gök kubbe de silinirdi o karanlık,
Görünmüyor, kölenin gözlerinde tek bir hayal artık.



Kırmızı perdeler kapanıp açıldı,
İnsanlıksa, birbirinden kaçındı,
Hedeflerden de defaatle sapıldı,
Kimi öldü, kimi de aşka kapıldı.


Maharet;
Kumken o şekle bürünüp görünmeyeni göstermek mi?
Yoksa, başkaca şekle girip uzağı yakın etmek mi?
Başkaca şekillerde toplayıp, saçmak mı renkleri?
Saklayabilmek mi yeryüzünün en manalı içeceğini?


Hazır mıyız, bir derin atmosfer yolculuğuna?
Uçmayı tercih etmek ve biraz eğlenmek adına,
Gel gelelim, istek üzere süreli beklemedeyiz.
Titriyor zaman telleri ve hala aynı yerdeyiz.


Miras hep gözlenir oldu sahibinden,
Köle sahibinin gözlerinde kayboldu.
Sahip koşturdu da hazin sonu buldu.
Miras o yeni kölesini aradı, durdu.


Tarih imzası, silinirken yeryüzünde
Anlamlı tebessüm, mermerden yüzünde
Bedenin bir parçasıydı sisin özünde
Hayalin parıltısı sönmüştü gözünde


Kanatları, kapamak zamanı geldi diyelim.
Yükselen mızrakları yeryüzünden silelim.
Bize kalmaz dedim, o yüzden ellemeyelim.
Yeni bir yer keşfettim gel hadi gidelim.


Kullanılan görseller: 1,2,3,4,5,6,7,8,9

19 Şubat 2021 Cuma

Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri

        Çok uluslu kalabalığın içinden, en sevdiğim sahne olan çok farklı dillerin kulağımda yankılanması ile heycanımı gizleyemiyorum.
Tren garında oyalanırken elimdeki biletin üzerindeki kabartma arma parmaklarım arasında yükseliyor. Kağıdın dokusu liflerin hissedilir yolları sanki seyehat güzergahı olan rayların boşluklarının bir tanıtımı niteliğinde.


        Öte yandan insanların parfümleri; dünyanın her yerinden toplanmış endemik türleride içinde barındıran, beton ve çelik seradan farksız bir ortamda yürümekteydim. Kendi coğrafyalarının güneşini tenlerinde taşıyan iki ayaklı bu varlıkların arasında ve daha da ötede nice koleksiyonlara şahitlik etmiş taştan duvarlar üzerindeki çiçek oymaları gördüklerini hafızasına kazıdığını belirtiyordu.

        Neden burada olduğumu unutmadan trenime doğru ilerliyorum.

        Sevilen sevdiğini nasıl arzularsa öyle eğilmişti tavan zemine. Durduğum noktadan bakınca ufka, çizgiler tamamlandı o yumuşak başlı çatıyla. Rüzgarında ziyaretiyle pek mahmur o tabela, içten nağmelerini dile getiriyordu.

        Bu hafta yayımlayacağım bu tanıtım yazısı, okuyucuların merakını giderecekti. Ama mekanın diğerlerinden farkı...

        Test plotu olalı çok olmamıştı. Genelde bu tip cihazlara yeni şeylere denk gelmemek ile beraber, bu dokular harikaydı. Mekanın bütünselliği, hiç bir şeyin sırıtmıyor oluşu dönemi yansıtma ve parfümlerde ki bir kaç yeni nota haricinde yedi üzerinden 4 alabilirdi.

        Fark insansılardaydı. Göz göze geldiğim an daha önce hiç bir bağlantıda karşılaşmadığım duygu bütünlüğü ile doluyor, tanıdık simaların ötesinde beyninizin her köşesinde onlar ile ilgili küçük de olsa bir anı canlanıyordu. Bu kadar büyük bir ağaçlandırma ile daha önce karşılaşmamıştım. Bu işlem gücü ile alakalı değildi.
...
        Bu doku hasasiyeti yıllar önce deneyimlediğim sesli kitapların, filmlerin belgesellerin, izleyici veya dinleyici olmaya eşdeğer ve fazlalık olarak hikayenin içinde olabilmenizide sağlıyor. Üstelik bir çok temel duyuyuda harikete geçiren düzenek sayesinde unutulmaz anlar ve kalıcı hafıza özellikleri sağlıyor. Yeni bir dil öğrenmek yaşadığımız çağda çok geride kaldı. Ama bundan 20 yıl önce bu işlem sayesinde öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu mekana gitmenize gerek kalmıyor.

        MÇDECT(Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri) son kullanıcıya ulaşalı çok olmamıştı. Fakat kullanım şekli son zamanlarda kimi otoritelerce korkulan seviyelere gelmişti. Kaynağı olmayan söylentilere göre bir burun spreyi ve iki kulaklıkla diyar diyar gezmeniz içten bile değildi. Gerekli kablosuz bağlantıları kurmaya uğraşmanıza bile gerek yoktu. Satın aldığınız şişenin üzerinde gideceğiniz mekanın tablosu mevcuttu. Bu ve buna benzer bağlantılar sınırlı olsada yasa dışı ütopyaların oluşturulup satılması, ve kontrolsüz satış sistemi korkulan senaryolar arasında yer alıyor.

        Öte yandan bu sistemler ünlü oyuncuların deneyimleri ile yorumlanmak için fazla iyiydiler. Bu yüzden olacak ki alanının uzmanı, son derece hassas duyulara sahip gurmeler ortaya çıktı. 5 temel duyu isimlendirmesi çok geride kalsa da, tüketiciyi takımını oluşturan çevre çoğu yeni duyuyu anlamakta ve ifade etmekte zorlanıyordu. Yinede puanlandırma, en iyinin arayışı her çağda oluğu gibi bu çağda da bir ihtiyaçtı ve gurmeler bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyordu.

        İnsan; yaradılış sınırının tekrar ve tekrar keşfedilmesi, yürüyecek yolun halen bitmemiş oluşu bizi asıl sevindiren noktadır.



        Gelecekten notlar, belki bu hayali yazı yazmamda bana ilham veren kaynakları merak ediyorsunuzdur. Kendileri küçük bir arama ile sesli olarak dinlenebilir üç kitap ve anlık gözlemlenebilir bir kaç görsel:

Kitaplar:
Tekdüze Bir Dünya_Stefan ZWEIG
Özel Öğretmen_Yordan YOVKOV
Yiğitçe Ölüm_Charles BAUDELAIRE
Görseller:Sanırım bu render görselini ben hazırladım ama üzerindeki resimler 1,2,3,4,5

5 Ocak 2021 Salı

ETS2 Rehaveti

        Bak şimdi. Yol fikrini defalarca tartışabilir, açıp kapatabiliriz. Tabii olarak bu davranış bir çok konu için mümkün. Biz yolu öyle bir açalım ki insanların bir kısmı hiç böyle düşünmemiştim, diğer kısmıda ayrımcı faktörü gerçekleştirebilmek adına; siz yeni mi bu düşün seviyesine gelebildiniz desin. :)

        Bilgisayar üzerinden oynan ets2 adlı bir oyun var. Gidin, alın oynayın demiyorum zira kendisini zihnen tahayyül edebileceğiniz kadar anlatıp oynamayacağınız kadar gömdükten sonra; tekrardan topraktan çıkmasını söyleceğiz. Bu oyun çerçevesinde insan analizi yapıp insanlığın çoğunluğunun ve azınlığının yani hepsinin hayatının bir döneminde bu oyunu oynadığını varsaymak doğru olacaktır. Kimileri bizzat bahsedilen oyunu oynamadı, fakat yoldaşlar meclisinde oyunlar hep birdir.

        Balıklar dahil buna örnektir. Bu "sürü psikolojisi" adı verilen sistemin farklı bir sürümü diyebiliriz. Sürüyü görmesekde bırakılan izlerden belirlenen yolda yürümek ve sıradışı olamama mutluluğudur.

        Bu oyun tam olarak, tır şöforü simülasyonu. Tam tanım bu mu? Uzun yol takipçi benzetimi... Hımmm...
Hayır tam istediğimi alamadım. Konuyu biraz daha açalım:

        Bir oyundan beklentiler dediğimizde akla gelen bir iki madde:
        Eğlenmek (kimileri için macera, korku, aksiyon, gerilim, simülasyon, RYO, spor, yarış, strateji, rekabetçi)
        Vakit geçirmek (iyi veya kötü manada)
        Bir topluluğa dahil olabilme hissi
        Kolaylık-Zorluk dalgalarında sörf
        Hayat akışından uzaklaşmak

        Zor oyunları tercih edenler kolay olanları oynarken eğlenemedikleri için değil varsayılan olarak daha az gidilen yolda olmanın getirdiği kaşiflik hissi için oynuyorlardır diye tahmin ediyorum. Bu aynı oyundaki zorluk dereceleri içinde geçerli. Vakit geçirmek ise gerçek hayatın içinde dahi genel manada durağan olmadığından oyun oynamaya geçmenin bu madde için bir değişkeni yok. Hayat akışıdan uzaklaşma isteği ile yeni bir akışa dahil olmaksa tam bir çılgınlık. Eğlenmek ise bir beceri işi, oyun ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. Ama bir topluluğa dahil olabilmek işte peşinde olunan ancak bu olabilirdi.

        Bizim bahsettiğimiz oyun, kilometrelerce yolda ayağınız altındaki mekanik bir araçla yol aldığınız, işvereninizin sizden ulaştırılmasını istediği kargoyu araç arkasında taşıdığınız, belkide oyunun %98'inin (arayüz ve yönetim ekranları hariç) yollarda geçtiği kimileri için bir benzetim eğlencesi. Bunu "tek başınıza" zaten yapamazsınız. Fakat arkadaşlarınız ile yoldaş olabilir, farklı bir değişle konvoy yapabilirsiniz.

        Gerçek bir eğlence mi yoksa hayali bir albüm seyri mi?

        Sizin için dağlar delinmiş, tüneller açılmış, viyadükler dikilmiş, köprüler çekilmiş veya suyun altından kanallar açılmış... Yoldan çıkma halinde yüksek ihtimal memnun olmayacağınız bir alan tasarlanmışken, ufka doğru uzanan ve güneş tarafından ısınan geçmişin sıvılaşmış cesetleri yani diğer bir değişle kaymak gibi asfaltın üzerinde kesintisiz sürüş keyfi.

        Görece kolay bir iş olan çizgi takibi sizin düşüncelere dalmanız için yeterli, geçmişi anımsayıp geleceği hayal ettiğiniz belkide aracınızdaki müzik çalardan gelen tınıların, hatıralarınızı debreştirdiği vr-hatıra benzetimi.

        Aynı şey kendimizin bizzat aracı sürmediği yolculuklarda bile hissedilir. Özellikle tren yolculuklarında. Raylar belirgin ve kesin bir yolun izini gösterirken, yolun verdiği güven ile rahatlıkla manzara tiryakisi olabilirsiniz.

        Şimdi de hiç vakıf olmadığım bir diğer oyun hakkında bir şeyler söyleyelim. Böylece ikisini bağlayıp sonuca varabilirim. Death Stranding, yine belirli yükler ile bir yerden diğer yere koşturduğumuz ama bu sefer yolun belirsiz olduğu bir oyun. Başka kullanıcıların küçük notlar ile yol hakkında tavsiyelerde bulunması fakat bizzat yolun belirgin, fiziksel hatları ile mevcut olmadığı yürüyüş simülatörü.

        Kimileri için daha önce çizilmiş yolda seyahat etmek tatmin edici olabilir, ama bunu tercih etmediğini söyleyenler sizce doğru söylüyor olabilir mi? Bir işyerinde çalışmak bile mevcut olarak bulunduğunuz pozisyonun daha önce boşaldığının, yani kat edilmiş bir yolun yeni kullanıcısı olduğunuzun en büyük göstergesi. Veya para olarak adlandırdığınız takas aracının yeni kullanıcısı oluşunuz daha büyük bir yolcu olduğunuzun kanıtı değil midir?

        Öte yandan bunun neresi yanlış olabilir ki... İnsanlık mirası kullanımayacakdıysa neden muhafaza edildi? Haydi tüm yolları adımlayalım. Bir ağ misali kurulmuş olan internet dediğimiz bizleri birimize bağlayan yollar dahil. Öte yandan yeni yollar keşfetmedikçe, yeni ufuklarda bulunmadıkça veya yeni hedefler belirlemedekikçe yolu gasp etmeninin, trafik oluşturmanının nasıl bir yararı olabilir? Veya bir takım prensiplere sahip olmaksızın, tüm yolları bize ait saymak bizi hangi sonuca ulaştırabilir?

Foto: 1, 2, 3