4 Haziran 2021 Cuma

Sarı Cüce Yıldız ve Yakiniku


        Batının daha da ilerisinde yer alan topraklarda etin ızgara üzerinde kızartılarak tüketilme işleminin adı "Yakiniku" (yaki-ızgara, niku-et) [焼き肉] olarak dile getiriliyor. Ülke dışında kültürel bir etkinlik olarak dile getirilse de gezegen üzerinde neredeyse tüm zaman dilimlerinde bu et ateşle buluşturuluyor bu işlem en kolay şekilde ızgara yoluyla gerçekleştiriliyor. Keşfin doğrudan şu topraklarda çıktığının işareti betimlenmese de, ortak miras olarak adlandırılmasını daha doğru buluyorum.

        Yine de mevcut sınırlarının dışında da söz ettirebilme yeteneğini küçük görmek istemediğim bu etkinliğin daha keskin sebeplerin sonucu olduğu su götürmez. Sadece toplayıcı olduğumuz dönemlerde bitkisel ürünlerin tüketim yoğunluğu üst seviyelerde olmasına rağmen kalabalık grupların oluşmasına el verişli besin zinciri olması pek mümkün gözükmüyor. Avcı toplayıcı yaşam kalabalık grupların varlığını daha inanılası kılıyor. Zira avcılık işlemi sırasında avın cüssesi hane başı düşecek geliri belirlediği gibi tehlike ibresinin de oynak olmasını sağlıyor. Günün sonunda mevcut tüm yetenek sadece hayatı idame ettirme seviyesinde kullanılıyor. İnsan eğlenmeden yaşayabilecek, en azından bu işlemi uzun süre yürütebilecek bir canlı değil. En kötü şartlarda dahi olsa işi eğlenceye dökebilme yeteneği ile ün yaptığını da var sayabiliriz. Avcıların bu noktada başarı seviyeleri, topluluklarındaki ünleri ile eş değer. Dolayısı ile eğlenceleri yaptıkları tek işte en iyisi olmaktan öte değil.



        Yiyeceklerin yeterli seviyede pişirilmesi ile lezzetlerinin arttığı gerçeğinin keşfi, etin tüketimi için ateş etrafında toplanma fikri kısa süreli bir aralığa sahip olmalı. Öte yandan ışığın verimli kullanımının temel ihtiyaçlardan sonra olmasından dolayı av süreci geceye bırakılamayacak kadar tehlikeli. Buradan yola çıkarak yemek için toplanma zamanı çok daha geç vakitlere denk geliyor olmalı.

        Geçmişin gölgeleri midir bilinmez, iş çıkışı çalışma arkadaşları ile yemeğe giden insanların yine aynı ateş etrafında gün içerisinde peşinde koştukları avlardan elde ettikleri geliri burada kızartmak için ete dönüştürmeleri ilginçtir. Sarı rengin kırmızı renk ile oynaştığı, her ne kadar neşeli görünse de tel kafesin ardındaki öfkesini hissettirme amacında olan bu renk cümbüşü çevresindekileri geçmişin büyülü sıcaklığına davet eder.


        Renklerin sıcaklık değerlerini ölçerken kullandığımız kelvin değerlerini incelediğimizde gün doğumu ile batımında ortaya çıkan kırmızımsı renge denk gelen değerlerin, mum ışığı ve ateşin değerlerine yakın olduğunu görmemiz, masanın ortasında bulunan bu renk cümbüşünün geçmişte yer alan günün çalışma saatlerini belirleyen çizgileri anımsattığı düşüncesi içersindeyim. Anılarda yer alan fikrin bu renklerde gözüküyor oluşuna ait temel düşüncemse şu yazıdan gelmektedir. Anılar diskten her okunmasını istediğimizde değişmeye yönelse de fikrin tanımlayıcısı olan renk oracıkta duruyor.

        Sarı cüce yıldızımız, yeryüzünü aydınlatırken zamanı belirlemekle kalmadı; çok daha ötesinde toplum bilincinin lezzete olan düşkünlüğünü arttırması gerektiği yönünde bir dizi talimatı kodladı. Bu işlemler sırasında hatırlatıcı unsuru renk parametreleri ile belirledi. Yeryüzündeki yaşama şahitlik ederken, gün boyu bizimle olmadığının da farkındayız. Dolayısı ile onu değerli kılanın durağanlıktan uzak güzergah seçimi olması pek muhtemel. Durağanlık büyük periyotlara sahip olunmasıyla bozulmazken çok daha büyük periyotların farkındalığına ulaşıyoruz. Bu noktada beynin sorun çözme yeteneklerini hafife almamak adına, sıradanlıktan uzaklaştırma isteği içerisindeyim. Aralıklı açlık dönemleri hakkındaki çalışmalar beynin durağanlığa olan tepkisini başkaca şekillerde göstermeye başladı. Üretilen veya tüketilen teorilerin küçük bir kısmının bilimsel yollarla da kanıtlanması, üretim bilincinin yeni boyutlarını oluşturuyor.

        Şimdi özlemini duyduğumuz nice eserlere ara vermek, onların değerini arttıracaksa yapılan işlerde aksaklıkların karşılanması nasıl gerçekleşecek? Bunun için kartların değişimi teorisini ortaya koyuyorum. Deste içerisinde yer alan kartların sayısı değişmemekle beraber eldeki kartları destedeki herhangi bir kart ile kolaylıkla değiştirebildiğimiz fakat ana sürenin değişiklik göstermediği yeni bir karşılaştırma mekaniği. Günlük yapılacak işlerin saatlere bölümü ile elde edilen kartların aylık periyotlarda, farklı düzenler ile tüketilme senaryosunun izlendiği, sıradan olmayan yorucu bir sistem. İşin özünde beyni yormak istediğimizden yapılan işin yoruculuk katsayısından ziyade izlenmesi güç bir takip mekaniği ile beynin eşleme gücünü deneye tabii tutuyoruz. İşlemlerin sıralı ve olağan durumundan bağımsız geldiğini fark ettiğimizde çözümün hangi kelvin değerlerine denk geleceğini görmüş olacağız...

        Tüm bu teoriler eşiğinde çöl tipi yön bulmanın görece zor olduğu yerlerde deney icabı bırakılan insanların büyük daireler oluşturdukları gözlendiğinden hazırlamış olduğumuz sistem ne kadar karmaşık olursa olsun istediğimiz sonuca ulaşmak pek mümkün gözükmüyor. Bu yüzden bizim tanımlayamadığımız, değiştiremeyeceğimiz tarihlerin bitirme noktası olarak seçimi iyi bir başlangıç olacaktır. Bizim için belirlenmiş bitirme tarihleri pek tabii bu görevi görüyor olsa da, ilgi duyduğumuz başlıklarda bu tip kısıtlamaları göremiyoruz.

        Belki de çok daha zorlayıcı yetenekler ile değişken tarihler de belirlemek işleri başkaca boyutlara sıvayacaktır. Örneğin yeni bir işe başlamadan önce 1 kıta ezberlemek gibi veya sabit sayı belirlemek de olabilir. Arama motoru veya sonuç göstermiş olan herhangi bir sitede, sabit değerli sayfa sayısına kadar gidilme gibi. Her yeni görevde başkaca sınırlayıcılar kullanmak bile işleri ilginçleştirecektir. Belirli bir zamandan sonra yeni sınırlayıcıları bulmak için kafa yorduğunuzda ise aklımıza tek şey gelecek.

        Bugün av esnasında eğlenmeye mi başladım?



Kullanılan görseller: 0,1,2,3

Kaynaklar:

https://www.nature.com/
https://www.nature.com/

0 yorum:

Yorum Gönder