26 Şubat 2021 Cuma

Kıtalar Arası Çekim Kuvveti

Medeniyet, görülmeyi beklerken hala toprak altında
Üstündekiler umarım bu durumun fazlasıyla farkında
Görülmeye değecek onlarcası, bulutların da ardında
Demlendiyse geçelim, bu meseleyi bırakalım tadında



Yürümek yerine uçmayı tercih eden kuş,
Karnını doyurmak için yeryüzüne döndü.
Karın tokluğu hevesine, uzaklaşan kuş,
Tercihi ezelden, avcının hayali söndü.

Medeniyet yükseldi çelik ve kireç kumunun arasında,
Daha önceden hayal edenler için, hiç olmamışçasına.
Kimileri için bu gök kubbe de silinirdi o karanlık,
Görünmüyor, kölenin gözlerinde tek bir hayal artık.



Kırmızı perdeler kapanıp açıldı,
İnsanlıksa, birbirinden kaçındı,
Hedeflerden de defaatle sapıldı,
Kimi öldü, kimi de aşka kapıldı.


Maharet;
Kumken o şekle bürünüp görünmeyeni göstermek mi?
Yoksa, başkaca şekle girip uzağı yakın etmek mi?
Başkaca şekillerde toplayıp, saçmak mı renkleri?
Saklayabilmek mi yeryüzünün en manalı içeceğini?


Hazır mıyız, bir derin atmosfer yolculuğuna?
Uçmayı tercih etmek ve biraz eğlenmek adına,
Gel gelelim, istek üzere süreli beklemedeyiz.
Titriyor zaman telleri ve hala aynı yerdeyiz.


Miras hep gözlenir oldu sahibinden,
Köle sahibinin gözlerinde kayboldu.
Sahip koşturdu da hazin sonu buldu.
Miras o yeni kölesini aradı, durdu.


Tarih imzası, silinirken yeryüzünde
Anlamlı tebessüm, mermerden yüzünde
Bedenin bir parçasıydı sisin özünde
Hayalin parıltısı sönmüştü gözünde


Kanatları, kapamak zamanı geldi diyelim.
Yükselen mızrakları yeryüzünden silelim.
Bize kalmaz dedim, o yüzden ellemeyelim.
Yeni bir yer keşfettim gel hadi gidelim.


Kullanılan görseller: 1,2,3,4,5,6,7,8,9

19 Şubat 2021 Cuma

Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri

        Çok uluslu kalabalığın içinden, en sevdiğim sahne olan çok farklı dillerin kulağımda yankılanması ile heycanımı gizleyemiyorum.
Tren garında oyalanırken elimdeki biletin üzerindeki kabartma arma parmaklarım arasında yükseliyor. Kağıdın dokusu liflerin hissedilir yolları sanki seyehat güzergahı olan rayların boşluklarının bir tanıtımı niteliğinde.


        Öte yandan insanların parfümleri; dünyanın her yerinden toplanmış endemik türleride içinde barındıran, beton ve çelik seradan farksız bir ortamda yürümekteydim. Kendi coğrafyalarının güneşini tenlerinde taşıyan iki ayaklı bu varlıkların arasında ve daha da ötede nice koleksiyonlara şahitlik etmiş taştan duvarlar üzerindeki çiçek oymaları gördüklerini hafızasına kazıdığını belirtiyordu.

        Neden burada olduğumu unutmadan trenime doğru ilerliyorum.

        Sevilen sevdiğini nasıl arzularsa öyle eğilmişti tavan zemine. Durduğum noktadan bakınca ufka, çizgiler tamamlandı o yumuşak başlı çatıyla. Rüzgarında ziyaretiyle pek mahmur o tabela, içten nağmelerini dile getiriyordu.

        Bu hafta yayımlayacağım bu tanıtım yazısı, okuyucuların merakını giderecekti. Ama mekanın diğerlerinden farkı...

        Test plotu olalı çok olmamıştı. Genelde bu tip cihazlara yeni şeylere denk gelmemek ile beraber, bu dokular harikaydı. Mekanın bütünselliği, hiç bir şeyin sırıtmıyor oluşu dönemi yansıtma ve parfümlerde ki bir kaç yeni nota haricinde yedi üzerinden 4 alabilirdi.

        Fark insansılardaydı. Göz göze geldiğim an daha önce hiç bir bağlantıda karşılaşmadığım duygu bütünlüğü ile doluyor, tanıdık simaların ötesinde beyninizin her köşesinde onlar ile ilgili küçük de olsa bir anı canlanıyordu. Bu kadar büyük bir ağaçlandırma ile daha önce karşılaşmamıştım. Bu işlem gücü ile alakalı değildi.
...
        Bu doku hasasiyeti yıllar önce deneyimlediğim sesli kitapların, filmlerin belgesellerin, izleyici veya dinleyici olmaya eşdeğer ve fazlalık olarak hikayenin içinde olabilmenizide sağlıyor. Üstelik bir çok temel duyuyuda harikete geçiren düzenek sayesinde unutulmaz anlar ve kalıcı hafıza özellikleri sağlıyor. Yeni bir dil öğrenmek yaşadığımız çağda çok geride kaldı. Ama bundan 20 yıl önce bu işlem sayesinde öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu mekana gitmenize gerek kalmıyor.

        MÇDECT(Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri) son kullanıcıya ulaşalı çok olmamıştı. Fakat kullanım şekli son zamanlarda kimi otoritelerce korkulan seviyelere gelmişti. Kaynağı olmayan söylentilere göre bir burun spreyi ve iki kulaklıkla diyar diyar gezmeniz içten bile değildi. Gerekli kablosuz bağlantıları kurmaya uğraşmanıza bile gerek yoktu. Satın aldığınız şişenin üzerinde gideceğiniz mekanın tablosu mevcuttu. Bu ve buna benzer bağlantılar sınırlı olsada yasa dışı ütopyaların oluşturulup satılması, ve kontrolsüz satış sistemi korkulan senaryolar arasında yer alıyor.

        Öte yandan bu sistemler ünlü oyuncuların deneyimleri ile yorumlanmak için fazla iyiydiler. Bu yüzden olacak ki alanının uzmanı, son derece hassas duyulara sahip gurmeler ortaya çıktı. 5 temel duyu isimlendirmesi çok geride kalsa da, tüketiciyi takımını oluşturan çevre çoğu yeni duyuyu anlamakta ve ifade etmekte zorlanıyordu. Yinede puanlandırma, en iyinin arayışı her çağda oluğu gibi bu çağda da bir ihtiyaçtı ve gurmeler bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyordu.

        İnsan; yaradılış sınırının tekrar ve tekrar keşfedilmesi, yürüyecek yolun halen bitmemiş oluşu bizi asıl sevindiren noktadır.



        Gelecekten notlar, belki bu hayali yazı yazmamda bana ilham veren kaynakları merak ediyorsunuzdur. Kendileri küçük bir arama ile sesli olarak dinlenebilir üç kitap ve anlık gözlemlenebilir bir kaç görsel:

Kitaplar:
Tekdüze Bir Dünya_Stefan ZWEIG
Özel Öğretmen_Yordan YOVKOV
Yiğitçe Ölüm_Charles BAUDELAIRE
Görseller:Sanırım bu render görselini ben hazırladım ama üzerindeki resimler 1,2,3,4,5

5 Ocak 2021 Salı

ETS2 Rehaveti

        Bak şimdi. Yol fikrini defalarca tartışabilir, açıp kapatabiliriz. Tabii olarak bu davranış bir çok konu için mümkün. Biz yolu öyle bir açalım ki insanların bir kısmı hiç böyle düşünmemiştim, diğer kısmıda ayrımcı faktörü gerçekleştirebilmek adına; siz yeni mi bu düşün seviyesine gelebildiniz desin. :)

        Bilgisayar üzerinden oynan ets2 adlı bir oyun var. Gidin, alın oynayın demiyorum zira kendisini zihnen tahayyül edebileceğiniz kadar anlatıp oynamayacağınız kadar gömdükten sonra; tekrardan topraktan çıkmasını söyleceğiz. Bu oyun çerçevesinde insan analizi yapıp insanlığın çoğunluğunun ve azınlığının yani hepsinin hayatının bir döneminde bu oyunu oynadığını varsaymak doğru olacaktır. Kimileri bizzat bahsedilen oyunu oynamadı, fakat yoldaşlar meclisinde oyunlar hep birdir.

        Balıklar dahil buna örnektir. Bu "sürü psikolojisi" adı verilen sistemin farklı bir sürümü diyebiliriz. Sürüyü görmesekde bırakılan izlerden belirlenen yolda yürümek ve sıradışı olamama mutluluğudur.

        Bu oyun tam olarak, tır şöforü simülasyonu. Tam tanım bu mu? Uzun yol takipçi benzetimi... Hımmm...
Hayır tam istediğimi alamadım. Konuyu biraz daha açalım:

        Bir oyundan beklentiler dediğimizde akla gelen bir iki madde:
        Eğlenmek (kimileri için macera, korku, aksiyon, gerilim, simülasyon, RYO, spor, yarış, strateji, rekabetçi)
        Vakit geçirmek (iyi veya kötü manada)
        Bir topluluğa dahil olabilme hissi
        Kolaylık-Zorluk dalgalarında sörf
        Hayat akışından uzaklaşmak

        Zor oyunları tercih edenler kolay olanları oynarken eğlenemedikleri için değil varsayılan olarak daha az gidilen yolda olmanın getirdiği kaşiflik hissi için oynuyorlardır diye tahmin ediyorum. Bu aynı oyundaki zorluk dereceleri içinde geçerli. Vakit geçirmek ise gerçek hayatın içinde dahi genel manada durağan olmadığından oyun oynamaya geçmenin bu madde için bir değişkeni yok. Hayat akışıdan uzaklaşma isteği ile yeni bir akışa dahil olmaksa tam bir çılgınlık. Eğlenmek ise bir beceri işi, oyun ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. Ama bir topluluğa dahil olabilmek işte peşinde olunan ancak bu olabilirdi.

        Bizim bahsettiğimiz oyun, kilometrelerce yolda ayağınız altındaki mekanik bir araçla yol aldığınız, işvereninizin sizden ulaştırılmasını istediği kargoyu araç arkasında taşıdığınız, belkide oyunun %98'inin (arayüz ve yönetim ekranları hariç) yollarda geçtiği kimileri için bir benzetim eğlencesi. Bunu "tek başınıza" zaten yapamazsınız. Fakat arkadaşlarınız ile yoldaş olabilir, farklı bir değişle konvoy yapabilirsiniz.

        Gerçek bir eğlence mi yoksa hayali bir albüm seyri mi?

        Sizin için dağlar delinmiş, tüneller açılmış, viyadükler dikilmiş, köprüler çekilmiş veya suyun altından kanallar açılmış... Yoldan çıkma halinde yüksek ihtimal memnun olmayacağınız bir alan tasarlanmışken, ufka doğru uzanan ve güneş tarafından ısınan geçmişin sıvılaşmış cesetleri yani diğer bir değişle kaymak gibi asfaltın üzerinde kesintisiz sürüş keyfi.

        Görece kolay bir iş olan çizgi takibi sizin düşüncelere dalmanız için yeterli, geçmişi anımsayıp geleceği hayal ettiğiniz belkide aracınızdaki müzik çalardan gelen tınıların, hatıralarınızı debreştirdiği vr-hatıra benzetimi.

        Aynı şey kendimizin bizzat aracı sürmediği yolculuklarda bile hissedilir. Özellikle tren yolculuklarında. Raylar belirgin ve kesin bir yolun izini gösterirken, yolun verdiği güven ile rahatlıkla manzara tiryakisi olabilirsiniz.

        Şimdi de hiç vakıf olmadığım bir diğer oyun hakkında bir şeyler söyleyelim. Böylece ikisini bağlayıp sonuca varabilirim. Death Stranding, yine belirli yükler ile bir yerden diğer yere koşturduğumuz ama bu sefer yolun belirsiz olduğu bir oyun. Başka kullanıcıların küçük notlar ile yol hakkında tavsiyelerde bulunması fakat bizzat yolun belirgin, fiziksel hatları ile mevcut olmadığı yürüyüş simülatörü.

        Kimileri için daha önce çizilmiş yolda seyahat etmek tatmin edici olabilir, ama bunu tercih etmediğini söyleyenler sizce doğru söylüyor olabilir mi? Bir işyerinde çalışmak bile mevcut olarak bulunduğunuz pozisyonun daha önce boşaldığının, yani kat edilmiş bir yolun yeni kullanıcısı olduğunuzun en büyük göstergesi. Veya para olarak adlandırdığınız takas aracının yeni kullanıcısı oluşunuz daha büyük bir yolcu olduğunuzun kanıtı değil midir?

        Öte yandan bunun neresi yanlış olabilir ki... İnsanlık mirası kullanımayacakdıysa neden muhafaza edildi? Haydi tüm yolları adımlayalım. Bir ağ misali kurulmuş olan internet dediğimiz bizleri birimize bağlayan yollar dahil. Öte yandan yeni yollar keşfetmedikçe, yeni ufuklarda bulunmadıkça veya yeni hedefler belirlemedekikçe yolu gasp etmeninin, trafik oluşturmanının nasıl bir yararı olabilir? Veya bir takım prensiplere sahip olmaksızın, tüm yolları bize ait saymak bizi hangi sonuca ulaştırabilir?

Foto: 1, 2, 3

31 Aralık 2020 Perşembe

Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum

   


        B. Genel itibari ile planlı erteleme üzerine hayatımı sürdürüyorum. Kimi zaman bu sistem insanı çok yoruyor. Fakat bu sistemin kullanışlı taraflarıda var. Eksiler ve artılar, öte yandan ram aşırı doluyor. Neyse bu hikaye başka bir zamana ait...

        Yolculuk esasında bir yere varmak içindi.
        Nice öğretilerse yolun, varılmak istenen yerden daha önemli olduğu yönünde.
        Kimisi içinse bu yolculuğun en kıdemlisi Aşktır.

        Gezegenimiz için Aşk'ın tarihi sanırım oldukça önemli. Diğer gezegenlerden en büyük farkımız bu mu acaba? Bu Aşk'ın tanımı kimileri için üzerinde sayılar ve insan resimleri olan kağıt parçalarında, kimileri için başka bir insanda yada değerli taşlarda...

        Aşk'ın tanımlanması kesin suretle Leyla ile olurdu diye ümit ediyorum. Leyla peşinde bir ömür... Leyla kimi zaman bir makamda gözüktü, kimi zaman bir bardak suda, başka bir vakit insan bedenine hapsolurken gördük onu, unutmadan kimi zaman sadece bir şehir bile Leyla diye anılabilirdi.

        Peki ölen biri de Leyla olabilir miydi? Nice insan için halleri ulaşılmaz kalesinde konaklıyor. Hayatları boyunca ulaşamayacakları hayallerinden bahsediyorum. Bir nevi arzuladıkları Leyla'dan. Ama Ulaşılamamış bir hayal ölü sayılmalı mı? Eğer hayatınızın bir noktasında bir çok şeyi ertelerseniz, listeninin tamamını yapmaya vaktiniz yetmeyecek gibi hissediyorsunuz.

        İşte tam bu noktada iki kurtarıcı kelime gün yüzüne bir kez daha çıkıyor. Miras ve Varis.
Yaşadığınız gezegende başarılı olun veya olmayın geride bıraktıklarınız sizin mirasınızdır. Mirasınıza sahip çıkanlar ise varisleriniz. Mirasınız değerli taşlar, kağıt parçaları, şehirler, içi yazılarla dolu kitaplar veya pek tabii bir düşünce olabilir.

        Sanırım bahanesi olan insanların, yani hepimizin en büyük mirası düşünceleri. Belki sadece bir ses kaydıyla kimileri için Leyla olabilirsiniz. Gezegenimizden ayrıldıktan sonra bile geride kalanlar için bir yol haritası olunabilir. Öte yandan yapılan her fiziksel eylem bu mirasın parçası değil midir? Keşifler örneği veya bir diğerini vererek açmak yerine örneklemi daraltarak vermek istiyorum. İnsanların bir kısmı tek başına hayatta kaldıkları veya kendi başarı çizgilerini tek başına aştıklarını söylerler.

        İnsanlığın en büyük mirasının bir diğeride bilgi birikimi ile gelen o büyük kütüphane olsa gerek. Daha uzun mesafe yürüyüşler için ayakkabılar, mevsim geçişleri için kıyafetler, zehirli bitkilerden uzak tarım ürünleri, avlanmak gerekmeyen etler ve benzeri bir takım geniş örnekler... Bunun içine sağlık başlığını eklemek ezici bir üstünlük olacağından saymadım farzedin.

        Yani tek başımıza olduğumuz koca bir yalandan ibaret. Geçmişin Leyla'ları kanatlarımız. Bizi geleceğe taşıyan her bilgi tanesi bizimde geleceğe bırakmamamız gereken birşeylerin olması gerektiğinin habercisi. Dahada ileri olarak belki de borç diyebiliriz.

        Yarın veya daha sonra inşa edilecek yeni düşüncelerin filizlerin, belkide bağlanacakları toprakların bizim elimizden geçmesi gerek. Bu zincirde yerinizin olmaması unutulmak mı demek?

        Peki insan gerçekten unutulduğunda mı ölmüş olur? Tabii ki hayır. Zira bir kere var olduğunuzda sayısal olarak birilerinin tablosunda yer alırsınız. Genel mirasda küçük bir nokta, nefes almış olmanız dahil olmanız için yeterli. Bu noktada iyi ve kötü tanımımız yok. :) Zira her bir taş mevcut konumunda iş görüyor. Kimi çok zikrediliyor, kimine ise bir adet sayı ile sesleniliyor.

        Bu durumda tüm Leyla'lar insanlık için buluşuyor. Yüce mirasa katkı sağlıyor. Ulaşılamayan Leyla'lar ise yeni arayanlarını bekliyor. Öte yandan Aşk bazen bir şekle bürünüyor bazense tarif edilemez bir inanca...

        Hepsi bir kenara bırakıldığında Aşk bile kendi içinde bölünüyor ardından insanı anımsatan her şeyden uzak olan pastadan en büyük payı kapıyor ve yine insan için bırakıyor. Gezegenin en değerli varlığı olan insan dalga dalga büyüyor ve kendinden uzak olanlara hoşluk beslerken kendine yakın olana yapmadığını bırakmıyor. Ertelediği her değer sadece kendi hanesine  kayıp olarak yansımıyor. Tüm insanlık kaybediyor.

        Olmuş ve olacak olan herşey sayısal verilerse bunun anlamı yok. İlerleyebilmek için insani duygulara ihtiyacımız var. Ortaya çıkan eserler kağıt parçasına itaf edilmemeli. Daha üstün nitelikli amaç doğrultusunda zaman harcanmalı. Her eser içindeki duygular ile hayat bulmalı. Ancak bu noktada gelecek nesiller yapılmak isteneni anlayabilir ve temele aynı duygular ile tam uyum sağlayan yapıyı devam ettirebilir. Zira  nsan ömrü sanılanın aksine

        Aşk ile yapılan yolculuk varılan yerinde, yürünen yolunda önemini yitirmemize sebep olurken, yolun sonu görünmüyor.

        "Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum" [Sekai No Chushin De Ai Wo Sakebu] (世界の中心で、愛をさけぶ), Isao Yukisada'nın yönettiği ve Socrates in Love adlı Kyoichi Katayama'nın romanından uyarlanan 2004 Japon filmi.


 

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Hunter × Hunter (2011)


    Galiba liste güncellenmiş oldu. 17 gün ne uzun ne de yeterlince kısaydı. Beklentimin oldukça üstünde çıkmış olmasından ötürü mutlu olsamda listemde ancak dördüncü sırayı alabildi. Kendisini tebrik ederken lezzetli bir animenin bitmesinin dinginliğinin verdiği hissi ifade etmeye çalışıyorum.
    Sıralamanın bir kısmını buraya not düşmek iyi olurdu...

    T*****
    S** *** ****
    G***** ***
    Hunter × Hunter
    O** *****
    G****
...

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Ufuk Parıldarken


Keşfede durduk da rengini
Göremedik başka bir dengini
Kimileri gösterdi de cengini
Unuttuk bu Dünyanın derdini

Kaynakça: https://www.deviantart.com/

3 Nisan 2019 Çarşamba

Dizi Replikleri (11) Young Sheldon







Young Sheldon 2. Sezon 1. Bölüm

Sheldon: Kamyon gazeteleri ne zaman getiriyor?
Georgie: Getirince.
Sheldon: Bu bir totoloji.
Georgie: Ne?
Sheldon: Totoloji. Doğru olan, ama bilgi içermeyen bildirim demek.