26 Kasım 2021 Cuma

Lezzet Müfettişleri


        Bu hafta ne ilginçtir ki yiyecek ve üretimi üzerine belki 10 dan fazla dergi inceleme fırsatı elde ettim. Evet, gezegen çapında ün yapmış zincir restoranları biliyoruz. Belki seviyoruz. Hızı ve konum bazında çok değişmeyen tatları ile ulaşılabilirlik ön planıyla ün yapmış yiyecek satış noktaları.

        Fakat bunların yanı sıra çok daha fazla bireysel lokantaların olduğu gözden kaçıyor. Çevrenizdeki insanların övdükleri zincir türündeki şubeler mi yoksa bireysel mağazalar mı? Sanırım bu soru sadece yiyecek olarak düşünülmemeli. Kalitenin temelinde işin başında duran kişinin varlığı ve alt kademesinde yer alanların ayak uydurma kabiliyeti yer almaktadır. İş bu şekilde düşünüldüğünde şubeleşmenin önünde en büyük engel seviyelendirme mekanizmasının dolaylı olarak aşağı yönde ilerlemesi olacaktır.

        Daha sade, tek düze ve daha çok duygudan yoksun yemeklerin üretimi hızın temel anahtarı olabilir. Bunun nadir örnekleri doğunun uç beyi olarak kabul görecek Oda'nın ülkesinde yani Japonya üzerinden verilebilecekken; ramen için geceden gündüze kadar kaynayan dashi ile karıştırılmış çorba kısmı süre sınırını aşarak örnekler kısmından siliniyor. Mezun olmak için kendi hazırladıkları balon balıklarını yemek sureti ile geçtikleri ve kalma durumlarında cezası ağır olan sınavlarda oldukça dikkat çekici.

        Gezegen çok daha temsili bir hazine arayışına yelken açarken maceracı olan bizler gemide yer alan her noktaya hakim olamayışımızın verdiği buruklukla yolculuğumuza başladık.

        Tek yıldız için yolda durduran, iki yıldız için yol değiştirten, üç yıldız için yola getiren nice kilometre taşına uğrak verme hevesi ile hikayelere dinledik. Yolculuk için ekipman üreten bir firmanın rehber niteliğindeki yolculuk noktaları atlası, haritalar dolabında yer almaya değer.

        Yıldızın bence en önemli özelliği kalıcı olmayışıdır. Bu alamet ona layık olmayı bıraktığınız an sizi terk edebilecekken, gerektiğinde ise layık olabilmek adına sayısını yükseltecektir.

        Başkaca lezzetlerin müfettişleri ile hoş sohbet etmeye devam edilen her vakit yeni ufukların çizildiği her dakika ile eşdeğer tutulmakta haklıdır doğrusu. Bu vakti simgeleyen saatin altında yer alan zincirlerin hareketi, saat başının yaklaştığının işaretinde başka bir şey değildir heralde.


Kullanılan görseller: 0,

19 Kasım 2021 Cuma

Ornitoloji ve Duvarlar

        Balıkçılgiller ailesinden bir kuşa denk geldiğinizde, diğer çoğu kuş ailesine nazaran -belki de büyüklüğünden ötürü- hareketleri hep bir zarif görünmüştür gözüme.

        İşinin ehli olanı izlemesi, işi yapmış kadar zevk verirken; avcı olarak doğan kuşların avlarını büyük bir titizlik ve ahenkle taradığı şu bilindik sahneden bahsediyorum. İnce ve uzun bacakları ve gagası ile suyun üzerinde üç sac ayağı motifini oluşturması sonucunda başarı hikayesini tamamlaması durumu. Dikkate değer ince işçilik avcılığın yanında avcının üzerinde yer alan işçiliğinde önemi vurgulanmaktadır. Bir kısmı mevsimsel olarak tüketilen besinlerden dolayı renk değişikliğine uğrayan türler olsa da bir avcı için son derece dikkat çekici renklere sahip oldukları kuşkusuz.

        İşleyişin ahengi ve sıradan hayatlarda kullanılmayan renk cümbüşünün özet karesi, bana her zaman sahneler arasındaki geçişlerin renk yoğunluklarını hatırlatır.

        Kuş gözlemciliği neredeyse diğer tüm ilgi uyandırıcı işlerde olduğu gibi öncelikli olarak sizden sabır ister. Daha da ziyade, aradığınız şey için onun habitatında bulunmanız gerekir. Belki bir kaç ekipman. Ama yaptığınız iş sadece izlemekten öte değildir. Aynı zamanda korkutmamalı veya ortamı bozacak her hangi bir şey yapmamalısınızdır. Eğer göremeyecek kadar uzaktaysanız, bir veya birden fazla çift mercekte size epey yardımcı olacaktır. Ama asıl önemli olan sergilenen oyun esnasında tiyatrodaymış gibi oyunu bozacak bir şey yapmamanız gerektiğini bilmektir.

        Görmek istediğiniz canlı yılın sadece küçük bir kısmında bulunduğunuz yere uğruyor da olabilir ya da çok nadir görülen türlere de rastlamanız mümkündür. Öyle ki nadirlik yüzünden amatör gözlemcilerin ornitoloji(kuş bilimi)'ye katkıları diğer bilim dallarına göre daha fazladır.

        Kendimize tutkumuz doğrultusunda kilometre taşları ve hedefler koyuyoruz. Hedefe yaklaştıkça...
Bu bağlama hedeflediğimiz noktaya ulaşmak için tüm o takip süresini doldurduğunuzda, hedefinizle göz göze geliyoruz. Sadece göz göze gelmek bile dördüncü duvarı yıkıyor. Bu hedef en uzak noktada gerçekleştiğinde ise durağanlıkla beraber beşinci duvarda kendini belli ediyor...

        Duvarların oluşması ve yıkılması yolculuğun yapı taşlarını oluşturuyor. Tutkunuz için çıkmış olduğunuz yolculuk veya yolculukta ateşlenmiş olan tutkunuz hedefinizle göz göze geldiğiniz anda neye dönüşüyor. O alacalı rengi alevler içinde boğuluyor mu?

        Kaf dağının ardına bir yolculuğu çıkıp, Anka kuşunu görmek amacında değilseniz; alevleri görmekte zorlanabilirsiniz.


Kullanılan görseller: 0,

12 Kasım 2021 Cuma

İhtimaller Denizi


Beş çeşit desen girmiş bin bir kutuya
Her beşliden, nağmeler akmış ortalığa
Bilmem kaç yıl olmuş, değişmedi düzen
Uzak durdu kötü yollardan, bunu sezen


Kullanılan görseller: 0,

5 Kasım 2021 Cuma

Palmiyegiller ve Çivi İzleri

        Belirgin detaylarına dahi vâkıf olmadığım bir konunun ilgileneni ile karşılaştığım her an, bana palmiye ağaçlarını anımsatmıştır. Görece gösterişi bol bu ağaç tipi, sık rastlanmayan coğrafyalardan gelen ziyaretçilerine hep ihtişamlı ve davetkar durmuştur.

        Seyahate çıktığım zamanlarda ufuk çizgisinden bana doğru uzanan sahne, benim için her daim manzaradan öte olmuştur. Yerli halkın yaşadığı süreden çok daha uzun süredir ev sahipliği yapan toprak ve ağaçların mırıldanmalarını dinlemek, maske ardındaki düşünceleri kavramamda yardımcı olacaktır. Görece işlenmesi zor toprakların insanlarının hayata karşı bakışları da tersi senaryolar nezdinde farklıdır. Toprakla uğraşmadığını düşünen beton orman işçilerinin seyrek ağaçlarının gençliği de hikayeler anlatmaktan geri durmaz. Yeni kurulmuş yerleşim yerlerindeki yeşillendirme çalışmalarında verilen kayıp izleri de ölü pikselleri gösterir ve pek tabii çevresindeki diğer ölecekleride.

        Güneşin geliş açısı, mevsim çeşitliliği ve dönemlerinin uzunluğu; toprağın ve ağacın yetişmesinde nasıl öncüyse, insan mizacı içinde öyledir. Rüzgarın estiği yön ve geldiği diyar dahi etkiler insanı. Sahilde veya nehir kıyısında, pürüzsüzlüğü ile gözlerde değer kazanan taşlar yılların içinde verdiği kayıplarla alır bu unvanı.

        İlerleyişin izlerini kabul ederken, sabit durmanın izlerinde reddetmek mümkün değildir. Hangisinin değerli olduğu zamanın içinde gizli olsa da dokudaki farklılıklar genel başlık için bir takım fikirler verir. Okunan her kitap, izlenen her belgesel, öğrenilmiş her ders, anlatılmış her hikaye, söylenilmiş her şarkı, sahip olunmak istenen her eşya, acı dolu her tebessüm, kurulmuş her hayal, yazılmış her harf, dile dahi getirilememiş her düşünce; çivilerin bıraktığı ize dair hikayedeki gibi, bizde bize dair lekeler bırakır.



        Bu bağlamda uzman iddiasında bulunsun veya bulunmasın kişi, kayıplarının ve yıllar boyu esen rüzgarların etkilerini gösterdiği palmiye gövdesini sergiler. Palmiye ağacı sadece en üst noktasında yaprak ve meyve bölümünü barındırır, ve genelde bakılan bölümü budur. Kişinin son halinden gövdesine doğru indiğinizde sahne çok daha fazla anlam barındırır. Gösteriş, belki; fakat gövdede yer alan yılların kaybı aşikardır artık...


Kullanılan görseller: 0,1,

29 Ekim 2021 Cuma

Tahmin Edilebilirliğin Kusuru


        Baca deliğinden içeri baktığınızda ne görürsünüz? Muhteviyatı kolaylıkla tahmin edilebilir kara lekeler. Bir ömrün içinde gizlendiği odun parçaları küle dönmüşte boyanmış etraf. Bir ağaca veya topluluğuna bakıldığınızda; zengin ahşap oymaları ile bezenmiş eşsiz kutuları görebildiyseniz, kafiye öbeklerinin birbiri ile cenk ettiği dizelerin sıralanmış olduğu kağıt parçalarını hissedebiliyorsanız sanırım ikinci adıma hazırsınız...

        Bir eserle ilk karşılaşmamızda o eserin ait olduğu sınıflara göz gezdirmem, dikkat seviyemi ayarlamamda oldukça yardımcı olur. İşin matematiğine uyulması benim için fazlasıyla elzemdir. Neredeyse her şeye göreceli bakabilecekken sınıflandırmalar genelde kavram olarak doğru aralığı belirlerler. Zira eserin temel seviyelendirmesi ait olduğu sınıfı iyi temsil edip edemediğinin daha net bir sayısal göstergesidir. Bu sınıflardan görece en dengesiz olanı komedi ve dramdır. İnsanları güldürmek kadar ağlatmada zordur ancak bu iki sınıfla neredeyse aynı zorluk derecesine sahip olan başka bir başlık derecesi olduğuna inanıyorum.

        Gizem sınıfı doğrudan merak duygusuna hitap ettiğinden izleyiciyi veya okuyucuyu her daim zorlu bir balığa benzetirim. Gizem faktörü öyle serpme ağ ile veya yüzey yemi ve kepçe ikilisine gelmez. Özellikle ilgisini çekebilecek türlü yemler ile bezenmeli iğne. Öyle derinliği de yüzeye yakın veya çok uzak şeklinde düşünülmemeli. Kademeli olarak her derinlik aralığında bir yem olmalı ki beklentiyi en azından dikkat çekicilik seviyesine ulaştırabilsin. Her kademedeki balığı aynı anda çekmek takdir edersiniz ki oldukça zorludur, iş böyle olunca kalemi keskin oyunculuğu sağlam insanlar gereklidir ki bu noktada her şey harap olmasın. Ancak dönüm noktası da tam burasıdır. Zira bilindik isimlerin kalemi tanıdık lekeleri tekrar eder. Kadro yeterince sağlam değilse iş baştan belli olur.

        Gizem faktörü büyük bir başlık olmak zorunda değildir. Başlanılmış bir eserin yetkin olmayan ellerce takip edilmesinin tek çaresi merak duygusunun yüksek ateşte tetiklenmesidir. Sanırım ateşi çok fazla olursa buna gerilim diyoruz. Bu bağlamda The Tourist (2010) adlı filmi izlerken işler istenildiği gibi gitmiyor.

        Başrol oyuncularının afiş veya başka bir yerden görmemiş olsak da tanıdık simalar diğer tüm yüzlerden ayrılıyor ve ben buradayım diyerek halay çekiyor. Üstelik -ne zaman- sorusunu düzenli sordurmak isteyen yapım bunda da pek başarılı olamıyor. İzlerken tatlı hissiyatı zamanla ekşileşen bir yemeğe dönüşüyor. Verilmek istenen buysa, evet ulaşılmış fakat hiç tanımadığım oyuncularla izleseydim nasıl olurdu sorusu bir türlü aklımdan çıkmıyor doğrusu!

        Bu yüzden yeni rastladığım yazarlara da oyunculara da bir fırsat verme taraftarıyım doğrusu. Tanıdık olmayan coğrafyaların filmlerinin, kitaplarının etkileyiciliği de işleri değiştiriyor. Animasyonların bu konuda çok daha etkili olduğu düşüncesindeyim. Zira çizim dilinin aynı stüdyo veya çizerden denk getirmediğiniz takdirde başlı başlına yeni bir dalgada olduğunuz hissiyatını elde etmeniz mümkün oluyor. Mükemmel olmayan çoğu durumda olduğu gibi animasyonda da ses daha etken bir rol oynuyor. Zira yeterince eser tükettiğinizde pahalı seslerin son sahnede bu etken rolü oynayabileceğinin farkında oluyorsunuz.

        "Bilgisayar Tabanlı İmgeleme"(CGI)'lerin son dönemdeki görsel eserlere hızla yansıması durumu ve bu işin 'Yüz Hareketi Yakalama' teknolojileri ile birleştiği noktada daha başka oyunculukları konuşur olduk. Figür birden fazla kişinin en hakim olduğu noktalarca bezenip ifade edilir oldu.

        İşin nihayetinde, eserin süresinin de yer aldığına dikkat çekmeliyim. Zira tepe değeri yani harcayacağınız zamanı biliyor oluşunuz, gözlem dilimleyicinizin dikkatli olacağı kısımları belirlemesinde oldukça önemli. Bazen sadece bilmemek daha mutlu ediyor; özellikle tüketimin neredeyse her sınıfından bunu görmek üzücü olmasa da, sanırım bilmediğini fark edip öğrenmek arzusu ile tutuşan insanların azlığı asıl üzücü olan.

        Bu yazıyı halihazırda bir internet tarayıcısından okuyorsanız kenarda yer alan kaydırma çubuğunda bulunduğunuz noktanın tamamına oranını gördüğünüzde bir takım şeyleri tahmin edebildiğinize eminim; kaç cümle sonra olayı bağlayacağımı, veya daha ne kadar daha uzatacağımı öngörebiliyor olmalısınız. Belki elinizdeki bir kağıt tomarı da bazı şeyleri ifade ediyor olabilir.

        Vaktin önemini her gün, dünden daha iyi anlarken "Tahmin Edilebilirliğin Kusuru" na denk gelmeden edemiyorum... Tükettiğim her eser sadece vaktin geçerli akçe olduğu başkaca diyarlarda, tezgah da gördüğüm ürünlerde ibaret ve açıkça söylemek gerekirse bazılarının fiyatı bin ömür ederken, bazıları ise nefes vermek mukabilinde bile değil.


Kullanılan görseller: 0,


Kaynaklar:
www.pnas.org

22 Ekim 2021 Cuma

Seçimler ve Seçenekler

        Beraber yaşadığımız yeryüzünde sürekli bir alışveriş ve görev paylaşımı içerisinde hayatlarımızı sürdürüyoruz. Bir kısmımız ağır yüke dayalı işlerde çalışırken diğer bir kısmımız ise hassas incelik isteyen işlerde yer buluyor. Kimi masa başında saatlerce oturuyor kimi tek saniye dinlenemiyor. Aynı oranda bedenen gelişen kasların yerleri de değişiklik gösteriyor. Çeşitli meslekler, insanlık genetik mirasına doğrudan veya dolaylı yoldan katkı sağlıyor. Tüketim ve üretim; alışkanlıklarımıza işleniyor.

        Yaptığımız, takip ettiğimiz ve hayranlık duyduğumuz işler öğrenme becerilerimizi denetliyor. Ulaşılabilirlik katsayımız her geçen gün değişiklik gösterirken, rüzgar hep beklenmedik yönden esiyor.

        Kolayın olası tercihler sıralamasında ön planda olması, akışta yer alan daha önceki tercihlerimizle orantılı. Üstelik bunu anın her kesitinde görmek mümkün geçtiğimiz günlerde Nature Computational Science bülteninde yayımlanan makalede yer alan en keskin güzergah tanımı da buna uyuyor. İşin özünde Kolay'ı, sadece Zor olmadığı için tercih etmiyoruz. Daha ziyade verimlilik ve artan tüm kaynağı daha da önemli bir başlığı yatırmak adına bu seçimleri yapıyoruz.

        Toplumların daha önemli başlık arayışları ne kadar uzarsa, görece kolay seçim miktarı o kadar artıyor. Makalede yer alan ve seçilmiş temel güzergah görece en kısası değil, ancak en kısasına göre daha az uğraş gerektiren bir yolu barındırıyor. Toplum dışarıdan verdiği sahne icabı ile geleceğini düşünmeyen bir resim çizse bile, enerjisini hep daha önemli bir şey için gizliyor.

        Zor yolları bekleyip, gördüklerine de dahil olmayanlar zamanla enerjisini yitiriyor. Bu bağlan da önerim çocuksu sevinçlere geri dönerek buji vazifesi görecek çok dillendirilmeyen bir taktik. Üstelik geleceğe yatırım ve bilgi toplumunun temsilcisi olma yolunda etken olabilecek kadar iyimser bir yol.


        Çocukken sizi mutlu eden en temel şey başarı basamaklarını ip atlayarak çıkmaktır diye tahmin ediyorum. Bu cümle olası bir cevap içermiyor... Şöyle tanımlayalım. Akrep ve yelkovanı bulunan bir saati doğru okuduğunuz ilk an, reklam panolarındaki yazıları dile getirdiğiniz yürüyüş anı, kendi kendinize okuyup bitirdiğiniz ilk kitap, ezberlediğiniz ilk şarkı veya şiir. Dijital destek olmadan çektiğiniz ilk fotoğraf. İlk kez ses kaydınızı veya görüntünüze denk geldiğiniz an. Bir müzik aletinde gerçek manada çalabildiğiniz ilk parçayı bitirdiğiniz an...

        İşleri karmaşıklaştırmak adına değil de kolaylaştırmak adına çeşitli araçlara sahibiz. Müzik aletleri için notalara, saatler için rakamlara ve pek tabi yazılar için alfabelere. Farklı alfabeye sahip yeni bir dili öğrenmek ile, temelde gördüğünüz tüm yazılı materyallerde okumayı yeni sökmüş bir çocuğun hevesi ve heyecanını tekrar yaşadığınızı hissedebilirsiniz.

        Yeni rakamlar ve harflerin görsel çözümleme yeteneğimizi olumlu yönde etkileyeceği kesin. Hali hazırda bulunduğumuz yaşımıza gelene kadar yaptığımız tüm çalışmalardan elde etmiş olduğumuz kas gücü, bu yeni rüzgar karşısında bir kez daha eğlenmeye başlayacak orası kesin.

        Ortak dil, uluslar arası uzay istasyonu, ileri matematik adına geçerli tüm semboller, beraber yaşadığımız yeryüzünde bir parçamızı ifade ediyor. Ama diğerlerine de ihtiyacımız var. Ölmüş olan dillerin konuşulduğu topraklardaki kayıp anlayışa ulaşamayacak olmak bizi bir daha düşünmeye sevk etmeli.


Kullanılan görseller: 0,1,


Kaynaklar:
nature

15 Ekim 2021 Cuma

Hayalin Gerçek Mesafesi


        Bütün planlar gerçekçi bir hayalin yansımasıdır. Ulaşılabilirlikleri ise mesafeleri ile orantılıdır. Sonuç odağından ayrılmayan bir çift göz, ancak tek düze bir tada ulaşabilir.

        Gerçeklik çizgisi ile hayalin uçurumu, tanım gereği dans eden bir teraziden farksızdır. Denge konumunu ne arzu etmeyen vardır, nede ulaşabilen. Öte yandan bu ikilinin en büyük benzetimi ışık oyunları ile anlaşılır. Işık kaynağı, kontrol yüzeyi ve gölgeyi oluşturan siz. Işık kaynağı hayallerinize denk gelirken, kontrol yüzeyi ise gerçekliği temsil eder. Siz hayallerinize ne kadar yakın durursanız gerçeklikte belli belirsiz bir gölgeye sahip olursunuz, gerçekliğe ne kadar yakın durursanız son derece keskin hatlarınız aşikar olur. Durumun yapısı gereği ışığa yaklaştıkça yüzeyde kapladığınız alan artarken keskinliğiniz azalır. İşte tamda bu noktada hayallerine fazla tutunan insanlar yüzeyde belkide fark edilemeyecek kadar silik ve içinde olduğunuzu anlamayacağınız kadar büyük bir varlığa sahip olmakla gerçekliğe etki edemezler. Diğer taraftan yüzeye fazla yakın olmak olası diğer tüm senaryolardan habersiz; tekil yüksek bir odak ve eritici uzmanlığın körlüğünde keskin hatları ile korunan kaleye namzettir.

        Hayale dokunacak ve kaplarcasına kadar yakın olmak; aynı hayali görenlerce gerçekliğin, sizin ışık geçirgenliğiniz nispetinde tekrar renk alması ile sonuçlanır. Verimlilik ilkelerinin gölgesinde, aynı zamanda ısı kaynağı olarakda değerlendirebileceğimiz bu ışık kaynaklarına uzun süre yakın bulunmak pek mümkün değildir. Belkide bu yüzdendir ki aynı hayalin etrafında pervaneler misali dönerler ve yanarlarda yinede ışık kaynağından bir şey eksiltmezler...

        Bu bağlamda iki sınırda da at koşturmanın heycanı ile gezilmez ise yolda; ne önemi ve sınırın ha bu ucunda, ha şu ucunda...



Kullanılan görseller: 0,1,