12 Mart 2021 Cuma

Nokta, Çizgi ve Yüzey



        Eğitim temellerinde:
        Kullanılan dil, tarih, temel bilimler ve benzeri öncü akım eğitim sistemi binasının üzerine; yeni katlar düşüncesine ek yeni temellere de ihtiyacımız var. Gelişen ve/veya değişen algılama yeteneklerimiz özelinde kendi türümüzün oyunlarını geçersiz bırakacak değerlendirme kriterlerine ulaşmamız gerek. Geçerli tüm öğrenim temellerinde; küçük bedenlerin temiz zihinleri, eğitimlerinde 3B tasarım ve görselleştirme eğitimi almalılar diye düşünüyorum. Belki diğer eğitim içeriklerine göre masraflı ekipmanlara sahip olunması gerekse de bulut tabanlı eğitim ağı, daha az harcama ile iyi sonuçlar hedeflenebilir.

        Önem sırasında çok üstlere konumlandırmış gibi olduk. Ama tasarım mantığında sadece üretim değil tüketim amaçlı alınan ürünlerde de bu arayış içinde olan bir nesil üreticileri de zorlayacaktır. Üreticilerin zorlanması, küçük zorlamalarda pes edecekleri elerken yılmayan ve gelişmekten geri durmayan yeni üreticiler ortaya çıkaracaktır. Pek tabii daha kalitesiz bir ürün için harcanan enerji, üzerinde daha fazla düşünülmüş bir ürüne eşlik edecek.

        Canlılar yeryüzünde ki yaşamlarında genelde tüketmeyi tercih ediyor. Fakat üretim çok daha uzun süreli bir mutluluk garanti eder, üstelik isteğinize uygun üretilmemiş şeylere daha kolay ulaşma imkanı verir.

        Çoğumuz için genel iletişim sadece görerek gerçekleşiyor. Baktığımız her ne ise uzayda yer kaplıyor ve anlayışımızla yorumlanıyor. Tecrübe kaynaklı çözümleme yeteneğimiz farkı oluşturan ana unsur. Tecrübe kaynağı, karşılaşılan nesne üzerine çalışılılarak elde ediliyor ve daha kapsamlı çözümleme işlemi gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Tüm bunların yanında, teknik olarak baktığımız herşeyi göremiyor veya anlamlandıramıyoruz.

        Baktığımız yöndeki gördüğümüz şeyler tamamen yorumlama kabiliyetimizle alakalı. İşin özünde gördüğümüz herhangi bir şeyin üzerinde hususi çalışma geçmişimiz yoksa tahmin yeteneğimiz kadar varız. İnsan ömrü henüz keşfedilmiş tüm yolları arşınlayacak kadar uzun soluklu değil. Bu yüzden türümüzün diğer üyelerine güveniyor ve bilgi birikimlerinden faydalanıyoruz. Bu işlemler bile tüm başlıkları doğrudan veya dolaylı olarak deneyimlememize müsaade etmiyor.

        Bu işlem gücünün en temelinde görme yeteneğimizin hesaba dayalı karşılaştırma ve yük altındaki performansı yatıyor. Tüm yollarda yürüyememek şimdilik pek mümkün ya da son kullanıcı için ulaşılabilir olmasa da daha göz önünde ve ulaşılabilir bir yöntem akıllarda yer ediyor.

        Görsel tabanlı işlemler genelde tüketicinin bir ürünü kulanıp kullanmayacağında ana etken. Tercihlerin yerinde olması için tüketici o ürünü ve çeşitlerini (ki bu çeşitler referans ürün yelpazesinin oluşumunda önemli anahtalardır) ömrü boyunca deneyimlemeli, doğuştan gelen yatkınlıklar sebebi ile süre daha kısa ve sonuç daha keskin olabilir. Peki tüketiciye mevcut ömrünün çok daha kısa bir bölümünü, tüketilecek bir ürünü ortaya çıkarma isteğinde bulunursak. Daha da ötesinde bu ürünü bilgisayar tabanlı bir 3B görselleştirme aracında yapması istenseydi. Daha geniş bir kalıp kullanılması ve katılımcıyı korkutmamak adına modellemenin önemli noktalarına değinildiği kısa bir ders ve cihazınızın gücü doğrultusunda özgür bir dünya açılan yeni bir kapı.

        Noktalar ortaya çıkacak
        Sonra çizgiler oluşacak
        Eşlik edecek yüzeyler
        Gözüm önünde hacimler



        Baktığınız herşeyde üretim aşamasını görebiliyor oluşunuz tüketiminizi nasıl etkilerdi. Öncelikle mevcut ürün yelpazeniz eğitim öncesi döneminize göre size daha da yetersiz gelecek. Zira artık neyi aradığınızı biliyorsunuz. Kalabalık ürünler gurubu seçeneğinizin çok olduğunu göstermiyor. Belirli bir seviyenin altını gözleriniz görmemeye başlayacak. Bu sorun değil. Zira artık daha fazla zamanınız ve enerjiniz var. Üstelik kararsızlık hastalığına genelde yakalanmayacaksınız.

        Zaman yönetiminin daha önce hiç bu kadar önemli olmadığı bu çağda, insanlar rahatlamak adına bilgisayar oyunlarına yöneldi. Daha hızlı arayışında geçen süre, daha fazla zaman kazanmak için servetler harcattı. Tüm bu olanların ardından servet için zaman akıp gitti. Sadece tadına bakılıp bırakılan yemek misali devam edilmeyecek oyunlara başlandı veya bitirildi. Arkadaş çevrelerince başlanan oyunlar sınıfında, kaliteden daha çok eğlence aransa da günün sonunda hepsi çöpü boyladı. Oyuncuların geneline zaman ve para kaybettirsede azınlık yine kar elde etti. Sürü takip yeteneğimiz sebebi ile kalite yoksunu oyunlara fazlasıyla zaman harcandı.

        İnsanların çoğu dönüp arkaya bakmayı sever, hepsi önlerine geri dönmek zorundadır fakat bunlardan pek azı mutlu olarak tekrar yüzünü döner. Kalite arayışında bir ömür; masa başında, konum tabanlı gerçekçilik ile yollarda, kağıtlara işlenmiş harfler arasında ve pek tabii hayatın içinde yok oluyor. Bu işlemin hızlanması yüzde yüz kesinlik sunmamakla beraber üç boyutlu tasarımı deneyimlemekten geçiyor. Göreceli olan güzelliğin peşinde sınırları sadece düşünsel değil, bizzat deneyimleyerek belirlemek çok daha mühim. Bazı durumlarda gözlemlemek deneyimlemekten daha elzemken, bu durumlar azınlıkta kalıyor.

        Oysa yaşadığımız çağda deneyimlemenin önemi kararan bir nane yaprağı gibi. İnsanlık pek de hakim olmadığı gözlem yeteneğine, tam güven ile sadece izliyor. Oyun oynayanları, tatil yapanları, acı çekenleri, zevk peşinde koşanları, ve tabi en çok kumar oynayanları... Günün sonunda elinde genel geçer tek bir ölçüt olmadığı halde kararlarını gözlemleyerek veriyor.

        Mevcut değerlendirme durumun kötü veya iyi olması ile ilgili değil. Sonuca varmak peşinde olduğum şey değil. Peşinde olduğum asıl konu bizden sonra adım atmaya devam etmesini arzu ettiğimiz neslin, eğitim kapsamında öğretilmek istenenlere ek modelleme öğrenmesi temennisi içersindeyim.

        Böylece gözlem yeteneği daha iyinin arayışında kestiği zaman ücretini, daha az ödetirken insanlığa kesin sonuçlara ulaşmasında yardımcı olacaktır. Oynadığı oyunda, gördüğü rüyada ve koştuğu insanın peşinde güzellik arayışında bir an olsun geri durmayacak. Sırf rahatlamak ve günlerin, ayların veya yılların yorgunluğunu unutmak adına harcadığı zamanı dahi, güzelliğin peşinde yitirmesi ancak arayış içerisinde olanların ulaşabileceği gözcü kulesinde ortaya çıkacaktır.



        Kendi uzmanlığınızın dışındaki sınırları tanımlamayan, son yılların takdir edilesi, parlayan yıldızı ve tabii açık kaynak kodlu özgür yazılımı Blender iyi bir başlangıç olabilir. Başlangıç derken ufku sizin belirlediğiniz bir çok son ile paket halinde diye belirmeliyim. Eş değer başka bir programdan haberim yok. Daha iyileri olması muhtemelen. Ama henüz, tamamen ücretsiz bu programa yetişebileni görmedim. Ortaya çıkışı ise ayrı bir hikaye olarak anlatılabilir.

        Üretmekten bir an olsun vazgeçmeyin lütfen. Görünenin ötesine, görünmeyeni keşfetmeye...


Kullanılan görseller: 1(UI),2,3

5 Mart 2021 Cuma

Sayısal Zafer


    
    Aynı cümleler defaatle tıngırdadı farklı dudaklarda
        Bir zaman sonra kaybetti kıymetini sözcükler

        Gelecekten söz edilmezdi dudaklarda
        İş, yapılırdı. Yeterli gelmiyor sözcükler

        Eğitim her daim ve anlamsızca dudaklarda
        Kaybolmuş diller, kitaplarda sözcükler

        Ve on karakter hükmetti tüm bu diyara



        Değerli sayılan sözler zamana meydan okudu. Kimi üniversitenin girişinde yer aldı. Benzer kalitede diğeri tozlu raflarda. Ve nedense her biri kaybolmayı tercih etti yazıldığı diyarda. En nihayetinde yenilmişti tüm o harfler. Günün sonunda rakamlar çeşitlilikleri ve sadelikleri ile hepsinden önemli hale gelmişti. Bir an için herşey sayılarla ifade edilebilir hale gelmişti. İnsanlık sadece bilgi birikiminde değil, dokunduğu her nesne için ölçü belirlemekten geri durmadı. Bir dönem sayılar karakterlerin kullanımını bile sınırlayabildi.



        İnsanın değeri konuşabilme yetisinden, sahip olduğu değerli madenin sayısal değeri ile ölçülmeye başlandı. Ticaret her daim sayısaldı. Ama iletişim yok olurken plastik pervaneler sayılarla iş birliği yaptı ve sayılar virgülün arkasında dahil değer kazandı.

        Sözler hakimiyetini kaybedeli çok zaman geçmedi. Artık kendilerine ulaşmak için sayısal bağlantılar kullanıyor veya sayısal arayüzle dile gelen ekranlara bakıyoruz.

        Kanlı savaşlara bir çift söz sebep olabilecekken artık sayısal değerler dudakları kıpırdamayan kölelere sesleniyor. Günü kurtarmak adına sayıların hükümranlığına olan savaş beton ormanda devam ediyor.

        Şüphesiz kültürlerin en büyük miraslarından olan kelimeler, sadece mezar taşlarında sayıların üzerinde yer alıyor. Ve bazıları(Peru muydu acaba?) cesaret gösterip bu tarihlerden sadece başlangıca yer vererek, sonu belirmenin hazzını ona bırakmıyor. Zira kelimeler yaşıyor, insanları doğrudan etkileyebiliyor. Kelimelerin sahibi olan dudaklar yeryüzünden kaybolduğunda dahi zafer kazanabiliyorlar.

        Elbette sadece birincil ihtiyaçlar değil sanatın her dalında sayısal işlemciler öne atıldı. Yeryüzü insanlarının mirası gelcek on yılda kendilerinden hızlı, güvenilir ve sağlıklı köleleri tarafından ezici bir üstünlükle unutulacak. Çok geçmeden sayılar kendi kütüphanelerini insanlığın temellerine kazıyacak.

        Tarifi çok zor: Merak sayısal verilerde yerini aldığında, insanlık yeni bir seviyeyi geçmiş belki de uzayda yitirmeye göz yumulmayacak yeni kelimelerin peşine düşecek... Bir gün sayısal çoğunluğun karşınındaki mağlubiyetimizi, yeni ufuklara yol alırken ve hiç birşey bulamadığımızda hatırlayacağız.

        Sanırım; Plutarkhos'un anlatımı ile Pirus emrindeki komutanlarına hayalindeki fetihler anlatır, yanındaki komutan fetihler bittikten sonra ne yapacaklarını sorduğunda cevap, memleketlerine geri dönüp dinlecekleri yönünde olmuştur. Komutan ise o zaman şimdi yatıp dinlenelim niye kendimizi yoruyoruz sorunsalını dile getirir. Hikaye, geri döneceksek gitmenin ne manası var şeklinde özetlenebilir. Ama bu özet ancak sayısal bir zihnin duygu yoksunu değerlendirmesi ile mümkün olabilir.

Görseller: 1,2,3



26 Şubat 2021 Cuma

Kıtalar Arası Çekim Kuvveti

Medeniyet, görülmeyi beklerken hala toprak altında
Üstündekiler umarım bu durumun fazlasıyla farkında
Görülmeye değecek onlarcası, bulutların da ardında
Demlendiyse geçelim, bu meseleyi bırakalım tadında



Yürümek yerine uçmayı tercih eden kuş,
Karnını doyurmak için yeryüzüne döndü.
Karın tokluğu hevesine, uzaklaşan kuş,
Tercihi ezelden, avcının hayali söndü.

Medeniyet yükseldi çelik ve kireç kumunun arasında,
Daha önceden hayal edenler için, hiç olmamışçasına.
Kimileri için bu gök kubbe de silinirdi o karanlık,
Görünmüyor, kölenin gözlerinde tek bir hayal artık.



Kırmızı perdeler kapanıp açıldı,
İnsanlıksa, birbirinden kaçındı,
Hedeflerden de defaatle sapıldı,
Kimi öldü, kimi de aşka kapıldı.


Maharet;
Kumken o şekle bürünüp görünmeyeni göstermek mi?
Yoksa, başkaca şekle girip uzağı yakın etmek mi?
Başkaca şekillerde toplayıp, saçmak mı renkleri?
Saklayabilmek mi yeryüzünün en manalı içeceğini?


Hazır mıyız, bir derin atmosfer yolculuğuna?
Uçmayı tercih etmek ve biraz eğlenmek adına,
Gel gelelim, istek üzere süreli beklemedeyiz.
Titriyor zaman telleri ve hala aynı yerdeyiz.


Miras hep gözlenir oldu sahibinden,
Köle sahibinin gözlerinde kayboldu.
Sahip koşturdu da hazin sonu buldu.
Miras o yeni kölesini aradı, durdu.


Tarih imzası, silinirken yeryüzünde
Anlamlı tebessüm, mermerden yüzünde
Bedenin bir parçasıydı sisin özünde
Hayalin parıltısı sönmüştü gözünde


Kanatları, kapamak zamanı geldi diyelim.
Yükselen mızrakları yeryüzünden silelim.
Bize kalmaz dedim, o yüzden ellemeyelim.
Yeni bir yer keşfettim gel hadi gidelim.


Kullanılan görseller: 1,2,3,4,5,6,7,8,9

19 Şubat 2021 Cuma

Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri

        Çok uluslu kalabalığın içinden, en sevdiğim sahne olan çok farklı dillerin kulağımda yankılanması ile heycanımı gizleyemiyorum.
Tren garında oyalanırken elimdeki biletin üzerindeki kabartma arma parmaklarım arasında yükseliyor. Kağıdın dokusu liflerin hissedilir yolları sanki seyehat güzergahı olan rayların boşluklarının bir tanıtımı niteliğinde.


        Öte yandan insanların parfümleri; dünyanın her yerinden toplanmış endemik türleride içinde barındıran, beton ve çelik seradan farksız bir ortamda yürümekteydim. Kendi coğrafyalarının güneşini tenlerinde taşıyan iki ayaklı bu varlıkların arasında ve daha da ötede nice koleksiyonlara şahitlik etmiş taştan duvarlar üzerindeki çiçek oymaları gördüklerini hafızasına kazıdığını belirtiyordu.

        Neden burada olduğumu unutmadan trenime doğru ilerliyorum.

        Sevilen sevdiğini nasıl arzularsa öyle eğilmişti tavan zemine. Durduğum noktadan bakınca ufka, çizgiler tamamlandı o yumuşak başlı çatıyla. Rüzgarında ziyaretiyle pek mahmur o tabela, içten nağmelerini dile getiriyordu.

        Bu hafta yayımlayacağım bu tanıtım yazısı, okuyucuların merakını giderecekti. Ama mekanın diğerlerinden farkı...

        Test plotu olalı çok olmamıştı. Genelde bu tip cihazlara yeni şeylere denk gelmemek ile beraber, bu dokular harikaydı. Mekanın bütünselliği, hiç bir şeyin sırıtmıyor oluşu dönemi yansıtma ve parfümlerde ki bir kaç yeni nota haricinde yedi üzerinden 4 alabilirdi.

        Fark insansılardaydı. Göz göze geldiğim an daha önce hiç bir bağlantıda karşılaşmadığım duygu bütünlüğü ile doluyor, tanıdık simaların ötesinde beyninizin her köşesinde onlar ile ilgili küçük de olsa bir anı canlanıyordu. Bu kadar büyük bir ağaçlandırma ile daha önce karşılaşmamıştım. Bu işlem gücü ile alakalı değildi.
...
        Bu doku hasasiyeti yıllar önce deneyimlediğim sesli kitapların, filmlerin belgesellerin, izleyici veya dinleyici olmaya eşdeğer ve fazlalık olarak hikayenin içinde olabilmenizide sağlıyor. Üstelik bir çok temel duyuyuda harikete geçiren düzenek sayesinde unutulmaz anlar ve kalıcı hafıza özellikleri sağlıyor. Yeni bir dil öğrenmek yaşadığımız çağda çok geride kaldı. Ama bundan 20 yıl önce bu işlem sayesinde öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu mekana gitmenize gerek kalmıyor.

        MÇDECT(Muazzam Çoklu Duyu Eşlikli Canlandırma Teknolojileri) son kullanıcıya ulaşalı çok olmamıştı. Fakat kullanım şekli son zamanlarda kimi otoritelerce korkulan seviyelere gelmişti. Kaynağı olmayan söylentilere göre bir burun spreyi ve iki kulaklıkla diyar diyar gezmeniz içten bile değildi. Gerekli kablosuz bağlantıları kurmaya uğraşmanıza bile gerek yoktu. Satın aldığınız şişenin üzerinde gideceğiniz mekanın tablosu mevcuttu. Bu ve buna benzer bağlantılar sınırlı olsada yasa dışı ütopyaların oluşturulup satılması, ve kontrolsüz satış sistemi korkulan senaryolar arasında yer alıyor.

        Öte yandan bu sistemler ünlü oyuncuların deneyimleri ile yorumlanmak için fazla iyiydiler. Bu yüzden olacak ki alanının uzmanı, son derece hassas duyulara sahip gurmeler ortaya çıktı. 5 temel duyu isimlendirmesi çok geride kalsa da, tüketiciyi takımını oluşturan çevre çoğu yeni duyuyu anlamakta ve ifade etmekte zorlanıyordu. Yinede puanlandırma, en iyinin arayışı her çağda oluğu gibi bu çağda da bir ihtiyaçtı ve gurmeler bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyordu.

        İnsan; yaradılış sınırının tekrar ve tekrar keşfedilmesi, yürüyecek yolun halen bitmemiş oluşu bizi asıl sevindiren noktadır.



        Gelecekten notlar, belki bu hayali yazı yazmamda bana ilham veren kaynakları merak ediyorsunuzdur. Kendileri küçük bir arama ile sesli olarak dinlenebilir üç kitap ve anlık gözlemlenebilir bir kaç görsel:

Kitaplar:
Tekdüze Bir Dünya_Stefan ZWEIG
Özel Öğretmen_Yordan YOVKOV
Yiğitçe Ölüm_Charles BAUDELAIRE
Görseller:Sanırım bu render görselini ben hazırladım ama üzerindeki resimler 1,2,3,4,5

5 Ocak 2021 Salı

ETS2 Rehaveti

        Bak şimdi. Yol fikrini defalarca tartışabilir, açıp kapatabiliriz. Tabii olarak bu davranış bir çok konu için mümkün. Biz yolu öyle bir açalım ki insanların bir kısmı hiç böyle düşünmemiştim, diğer kısmıda ayrımcı faktörü gerçekleştirebilmek adına; siz yeni mi bu düşün seviyesine gelebildiniz desin. :)

        Bilgisayar üzerinden oynan ets2 adlı bir oyun var. Gidin, alın oynayın demiyorum zira kendisini zihnen tahayyül edebileceğiniz kadar anlatıp oynamayacağınız kadar gömdükten sonra; tekrardan topraktan çıkmasını söyleceğiz. Bu oyun çerçevesinde insan analizi yapıp insanlığın çoğunluğunun ve azınlığının yani hepsinin hayatının bir döneminde bu oyunu oynadığını varsaymak doğru olacaktır. Kimileri bizzat bahsedilen oyunu oynamadı, fakat yoldaşlar meclisinde oyunlar hep birdir.

        Balıklar dahil buna örnektir. Bu "sürü psikolojisi" adı verilen sistemin farklı bir sürümü diyebiliriz. Sürüyü görmesekde bırakılan izlerden belirlenen yolda yürümek ve sıradışı olamama mutluluğudur.

        Bu oyun tam olarak, tır şöforü simülasyonu. Tam tanım bu mu? Uzun yol takipçi benzetimi... Hımmm...
Hayır tam istediğimi alamadım. Konuyu biraz daha açalım:

        Bir oyundan beklentiler dediğimizde akla gelen bir iki madde:
        Eğlenmek (kimileri için macera, korku, aksiyon, gerilim, simülasyon, RYO, spor, yarış, strateji, rekabetçi)
        Vakit geçirmek (iyi veya kötü manada)
        Bir topluluğa dahil olabilme hissi
        Kolaylık-Zorluk dalgalarında sörf
        Hayat akışından uzaklaşmak

        Zor oyunları tercih edenler kolay olanları oynarken eğlenemedikleri için değil varsayılan olarak daha az gidilen yolda olmanın getirdiği kaşiflik hissi için oynuyorlardır diye tahmin ediyorum. Bu aynı oyundaki zorluk dereceleri içinde geçerli. Vakit geçirmek ise gerçek hayatın içinde dahi genel manada durağan olmadığından oyun oynamaya geçmenin bu madde için bir değişkeni yok. Hayat akışıdan uzaklaşma isteği ile yeni bir akışa dahil olmaksa tam bir çılgınlık. Eğlenmek ise bir beceri işi, oyun ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. Ama bir topluluğa dahil olabilmek işte peşinde olunan ancak bu olabilirdi.

        Bizim bahsettiğimiz oyun, kilometrelerce yolda ayağınız altındaki mekanik bir araçla yol aldığınız, işvereninizin sizden ulaştırılmasını istediği kargoyu araç arkasında taşıdığınız, belkide oyunun %98'inin (arayüz ve yönetim ekranları hariç) yollarda geçtiği kimileri için bir benzetim eğlencesi. Bunu "tek başınıza" zaten yapamazsınız. Fakat arkadaşlarınız ile yoldaş olabilir, farklı bir değişle konvoy yapabilirsiniz.

        Gerçek bir eğlence mi yoksa hayali bir albüm seyri mi?

        Sizin için dağlar delinmiş, tüneller açılmış, viyadükler dikilmiş, köprüler çekilmiş veya suyun altından kanallar açılmış... Yoldan çıkma halinde yüksek ihtimal memnun olmayacağınız bir alan tasarlanmışken, ufka doğru uzanan ve güneş tarafından ısınan geçmişin sıvılaşmış cesetleri yani diğer bir değişle kaymak gibi asfaltın üzerinde kesintisiz sürüş keyfi.

        Görece kolay bir iş olan çizgi takibi sizin düşüncelere dalmanız için yeterli, geçmişi anımsayıp geleceği hayal ettiğiniz belkide aracınızdaki müzik çalardan gelen tınıların, hatıralarınızı debreştirdiği vr-hatıra benzetimi.

        Aynı şey kendimizin bizzat aracı sürmediği yolculuklarda bile hissedilir. Özellikle tren yolculuklarında. Raylar belirgin ve kesin bir yolun izini gösterirken, yolun verdiği güven ile rahatlıkla manzara tiryakisi olabilirsiniz.

        Şimdi de hiç vakıf olmadığım bir diğer oyun hakkında bir şeyler söyleyelim. Böylece ikisini bağlayıp sonuca varabilirim. Death Stranding, yine belirli yükler ile bir yerden diğer yere koşturduğumuz ama bu sefer yolun belirsiz olduğu bir oyun. Başka kullanıcıların küçük notlar ile yol hakkında tavsiyelerde bulunması fakat bizzat yolun belirgin, fiziksel hatları ile mevcut olmadığı yürüyüş simülatörü.

        Kimileri için daha önce çizilmiş yolda seyahat etmek tatmin edici olabilir, ama bunu tercih etmediğini söyleyenler sizce doğru söylüyor olabilir mi? Bir işyerinde çalışmak bile mevcut olarak bulunduğunuz pozisyonun daha önce boşaldığının, yani kat edilmiş bir yolun yeni kullanıcısı olduğunuzun en büyük göstergesi. Veya para olarak adlandırdığınız takas aracının yeni kullanıcısı oluşunuz daha büyük bir yolcu olduğunuzun kanıtı değil midir?

        Öte yandan bunun neresi yanlış olabilir ki... İnsanlık mirası kullanımayacakdıysa neden muhafaza edildi? Haydi tüm yolları adımlayalım. Bir ağ misali kurulmuş olan internet dediğimiz bizleri birimize bağlayan yollar dahil. Öte yandan yeni yollar keşfetmedikçe, yeni ufuklarda bulunmadıkça veya yeni hedefler belirlemedekikçe yolu gasp etmeninin, trafik oluşturmanının nasıl bir yararı olabilir? Veya bir takım prensiplere sahip olmaksızın, tüm yolları bize ait saymak bizi hangi sonuca ulaştırabilir?

Foto: 1, 2, 3

31 Aralık 2020 Perşembe

Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum

   


        B. Genel itibari ile planlı erteleme üzerine hayatımı sürdürüyorum. Kimi zaman bu sistem insanı çok yoruyor. Fakat bu sistemin kullanışlı taraflarıda var. Eksiler ve artılar, öte yandan ram aşırı doluyor. Neyse bu hikaye başka bir zamana ait...

        Yolculuk esasında bir yere varmak içindi.
        Nice öğretilerse yolun, varılmak istenen yerden daha önemli olduğu yönünde.
        Kimisi içinse bu yolculuğun en kıdemlisi Aşktır.

        Gezegenimiz için Aşk'ın tarihi sanırım oldukça önemli. Diğer gezegenlerden en büyük farkımız bu mu acaba? Bu Aşk'ın tanımı kimileri için üzerinde sayılar ve insan resimleri olan kağıt parçalarında, kimileri için başka bir insanda yada değerli taşlarda...

        Aşk'ın tanımlanması kesin suretle Leyla ile olurdu diye ümit ediyorum. Leyla peşinde bir ömür... Leyla kimi zaman bir makamda gözüktü, kimi zaman bir bardak suda, başka bir vakit insan bedenine hapsolurken gördük onu, unutmadan kimi zaman sadece bir şehir bile Leyla diye anılabilirdi.

        Peki ölen biri de Leyla olabilir miydi? Nice insan için halleri ulaşılmaz kalesinde konaklıyor. Hayatları boyunca ulaşamayacakları hayallerinden bahsediyorum. Bir nevi arzuladıkları Leyla'dan. Ama Ulaşılamamış bir hayal ölü sayılmalı mı? Eğer hayatınızın bir noktasında bir çok şeyi ertelerseniz, listeninin tamamını yapmaya vaktiniz yetmeyecek gibi hissediyorsunuz.

        İşte tam bu noktada iki kurtarıcı kelime gün yüzüne bir kez daha çıkıyor. Miras ve Varis.
Yaşadığınız gezegende başarılı olun veya olmayın geride bıraktıklarınız sizin mirasınızdır. Mirasınıza sahip çıkanlar ise varisleriniz. Mirasınız değerli taşlar, kağıt parçaları, şehirler, içi yazılarla dolu kitaplar veya pek tabii bir düşünce olabilir.

        Sanırım bahanesi olan insanların, yani hepimizin en büyük mirası düşünceleri. Belki sadece bir ses kaydıyla kimileri için Leyla olabilirsiniz. Gezegenimizden ayrıldıktan sonra bile geride kalanlar için bir yol haritası olunabilir. Öte yandan yapılan her fiziksel eylem bu mirasın parçası değil midir? Keşifler örneği veya bir diğerini vererek açmak yerine örneklemi daraltarak vermek istiyorum. İnsanların bir kısmı tek başına hayatta kaldıkları veya kendi başarı çizgilerini tek başına aştıklarını söylerler.

        İnsanlığın en büyük mirasının bir diğeride bilgi birikimi ile gelen o büyük kütüphane olsa gerek. Daha uzun mesafe yürüyüşler için ayakkabılar, mevsim geçişleri için kıyafetler, zehirli bitkilerden uzak tarım ürünleri, avlanmak gerekmeyen etler ve benzeri bir takım geniş örnekler... Bunun içine sağlık başlığını eklemek ezici bir üstünlük olacağından saymadım farzedin.

        Yani tek başımıza olduğumuz koca bir yalandan ibaret. Geçmişin Leyla'ları kanatlarımız. Bizi geleceğe taşıyan her bilgi tanesi bizimde geleceğe bırakmamamız gereken birşeylerin olması gerektiğinin habercisi. Dahada ileri olarak belki de borç diyebiliriz.

        Yarın veya daha sonra inşa edilecek yeni düşüncelerin filizlerin, belkide bağlanacakları toprakların bizim elimizden geçmesi gerek. Bu zincirde yerinizin olmaması unutulmak mı demek?

        Peki insan gerçekten unutulduğunda mı ölmüş olur? Tabii ki hayır. Zira bir kere var olduğunuzda sayısal olarak birilerinin tablosunda yer alırsınız. Genel mirasda küçük bir nokta, nefes almış olmanız dahil olmanız için yeterli. Bu noktada iyi ve kötü tanımımız yok. :) Zira her bir taş mevcut konumunda iş görüyor. Kimi çok zikrediliyor, kimine ise bir adet sayı ile sesleniliyor.

        Bu durumda tüm Leyla'lar insanlık için buluşuyor. Yüce mirasa katkı sağlıyor. Ulaşılamayan Leyla'lar ise yeni arayanlarını bekliyor. Öte yandan Aşk bazen bir şekle bürünüyor bazense tarif edilemez bir inanca...

        Hepsi bir kenara bırakıldığında Aşk bile kendi içinde bölünüyor ardından insanı anımsatan her şeyden uzak olan pastadan en büyük payı kapıyor ve yine insan için bırakıyor. Gezegenin en değerli varlığı olan insan dalga dalga büyüyor ve kendinden uzak olanlara hoşluk beslerken kendine yakın olana yapmadığını bırakmıyor. Ertelediği her değer sadece kendi hanesine  kayıp olarak yansımıyor. Tüm insanlık kaybediyor.

        Olmuş ve olacak olan herşey sayısal verilerse bunun anlamı yok. İlerleyebilmek için insani duygulara ihtiyacımız var. Ortaya çıkan eserler kağıt parçasına itaf edilmemeli. Daha üstün nitelikli amaç doğrultusunda zaman harcanmalı. Her eser içindeki duygular ile hayat bulmalı. Ancak bu noktada gelecek nesiller yapılmak isteneni anlayabilir ve temele aynı duygular ile tam uyum sağlayan yapıyı devam ettirebilir. Zira  nsan ömrü sanılanın aksine

        Aşk ile yapılan yolculuk varılan yerinde, yürünen yolunda önemini yitirmemize sebep olurken, yolun sonu görünmüyor.

        "Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum" [Sekai No Chushin De Ai Wo Sakebu] (世界の中心で、愛をさけぶ), Isao Yukisada'nın yönettiği ve Socrates in Love adlı Kyoichi Katayama'nın romanından uyarlanan 2004 Japon filmi.


 

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Hunter × Hunter (2011)


    Galiba liste güncellenmiş oldu. 17 gün ne uzun ne de yeterlince kısaydı. Beklentimin oldukça üstünde çıkmış olmasından ötürü mutlu olsamda listemde ancak dördüncü sırayı alabildi. Kendisini tebrik ederken lezzetli bir animenin bitmesinin dinginliğinin verdiği hissi ifade etmeye çalışıyorum.
    Sıralamanın bir kısmını buraya not düşmek iyi olurdu...

    T*****
    S** *** ****
    G***** ***
    Hunter × Hunter
    O** *****
    G****
...