5 Ocak 2021 Salı

ETS2 Rehaveti

        Bak şimdi. Yol fikrini defalarca tartışabilir, açıp kapatabiliriz. Tabii olarak bu davranış bir çok konu için mümkün. Biz yolu öyle bir açalım ki insanların bir kısmı hiç böyle düşünmemiştim, diğer kısmıda ayrımcı faktörü gerçekleştirebilmek adına; siz yeni mi bu düşün seviyesine gelebildiniz desin. :)

        Bilgisayar üzerinden oynan ets2 adlı bir oyun var. Gidin, alın oynayın demiyorum zira kendisini zihnen tahayyül edebileceğiniz kadar anlatıp oynamayacağınız kadar gömdükten sonra; tekrardan topraktan çıkmasını söyleceğiz. Bu oyun çerçevesinde insan analizi yapıp insanlığın çoğunluğunun ve azınlığının yani hepsinin hayatının bir döneminde bu oyunu oynadığını varsaymak doğru olacaktır. Kimileri bizzat bahsedilen oyunu oynamadı, fakat yoldaşlar meclisinde oyunlar hep birdir.

        Balıklar dahil buna örnektir. Bu "sürü psikolojisi" adı verilen sistemin farklı bir sürümü diyebiliriz. Sürüyü görmesekde bırakılan izlerden belirlenen yolda yürümek ve sıradışı olamama mutluluğudur.

        Bu oyun tam olarak, tır şöforü simülasyonu. Tam tanım bu mu? Uzun yol takipçi benzetimi... Hımmm...
Hayır tam istediğimi alamadım. Konuyu biraz daha açalım:

        Bir oyundan beklentiler dediğimizde akla gelen bir iki madde:
        Eğlenmek (kimileri için macera, korku, aksiyon, gerilim, simülasyon, RYO, spor, yarış, strateji, rekabetçi)
        Vakit geçirmek (iyi veya kötü manada)
        Bir topluluğa dahil olabilme hissi
        Kolaylık-Zorluk dalgalarında sörf
        Hayat akışından uzaklaşmak

        Zor oyunları tercih edenler kolay olanları oynarken eğlenemedikleri için değil varsayılan olarak daha az gidilen yolda olmanın getirdiği kaşiflik hissi için oynuyorlardır diye tahmin ediyorum. Bu aynı oyundaki zorluk dereceleri içinde geçerli. Vakit geçirmek ise gerçek hayatın içinde dahi genel manada durağan olmadığından oyun oynamaya geçmenin bu madde için bir değişkeni yok. Hayat akışıdan uzaklaşma isteği ile yeni bir akışa dahil olmaksa tam bir çılgınlık. Eğlenmek ise bir beceri işi, oyun ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. Ama bir topluluğa dahil olabilmek işte peşinde olunan ancak bu olabilirdi.

        Bizim bahsettiğimiz oyun, kilometrelerce yolda ayağınız altındaki mekanik bir araçla yol aldığınız, işvereninizin sizden ulaştırılmasını istediği kargoyu araç arkasında taşıdığınız, belkide oyunun %98'inin (arayüz ve yönetim ekranları hariç) yollarda geçtiği kimileri için bir benzetim eğlencesi. Bunu "tek başınıza" zaten yapamazsınız. Fakat arkadaşlarınız ile yoldaş olabilir, farklı bir değişle konvoy yapabilirsiniz.

        Gerçek bir eğlence mi yoksa hayali bir albüm seyri mi?

        Sizin için dağlar delinmiş, tüneller açılmış, viyadükler dikilmiş, köprüler çekilmiş veya suyun altından kanallar açılmış... Yoldan çıkma halinde yüksek ihtimal memnun olmayacağınız bir alan tasarlanmışken, ufka doğru uzanan ve güneş tarafından ısınan geçmişin sıvılaşmış cesetleri yani diğer bir değişle kaymak gibi asfaltın üzerinde kesintisiz sürüş keyfi.

        Görece kolay bir iş olan çizgi takibi sizin düşüncelere dalmanız için yeterli, geçmişi anımsayıp geleceği hayal ettiğiniz belkide aracınızdaki müzik çalardan gelen tınıların, hatıralarınızı debreştirdiği vr-hatıra benzetimi.

        Aynı şey kendimizin bizzat aracı sürmediği yolculuklarda bile hissedilir. Özellikle tren yolculuklarında. Raylar belirgin ve kesin bir yolun izini gösterirken, yolun verdiği güven ile rahatlıkla manzara tiryakisi olabilirsiniz.

        Şimdi de hiç vakıf olmadığım bir diğer oyun hakkında bir şeyler söyleyelim. Böylece ikisini bağlayıp sonuca varabilirim. Death Stranding, yine belirli yükler ile bir yerden diğer yere koşturduğumuz ama bu sefer yolun belirsiz olduğu bir oyun. Başka kullanıcıların küçük notlar ile yol hakkında tavsiyelerde bulunması fakat bizzat yolun belirgin, fiziksel hatları ile mevcut olmadığı yürüyüş simülatörü.

        Kimileri için daha önce çizilmiş yolda seyahat etmek tatmin edici olabilir, ama bunu tercih etmediğini söyleyenler sizce doğru söylüyor olabilir mi? Bir işyerinde çalışmak bile mevcut olarak bulunduğunuz pozisyonun daha önce boşaldığının, yani kat edilmiş bir yolun yeni kullanıcısı olduğunuzun en büyük göstergesi. Veya para olarak adlandırdığınız takas aracının yeni kullanıcısı oluşunuz daha büyük bir yolcu olduğunuzun kanıtı değil midir?

        Öte yandan bunun neresi yanlış olabilir ki... İnsanlık mirası kullanımayacakdıysa neden muhafaza edildi? Haydi tüm yolları adımlayalım. Bir ağ misali kurulmuş olan internet dediğimiz bizleri birimize bağlayan yollar dahil. Öte yandan yeni yollar keşfetmedikçe, yeni ufuklarda bulunmadıkça veya yeni hedefler belirlemedekikçe yolu gasp etmeninin, trafik oluşturmanının nasıl bir yararı olabilir? Veya bir takım prensiplere sahip olmaksızın, tüm yolları bize ait saymak bizi hangi sonuca ulaştırabilir?

Foto: 1, 2, 3

31 Aralık 2020 Perşembe

Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum

   


        B. Genel itibari ile planlı erteleme üzerine hayatımı sürdürüyorum. Kimi zaman bu sistem insanı çok yoruyor. Fakat bu sistemin kullanışlı taraflarıda var. Eksiler ve artılar, öte yandan ram aşırı doluyor. Neyse bu hikaye başka bir zamana ait...

        Yolculuk esasında bir yere varmak içindi.
        Nice öğretilerse yolun, varılmak istenen yerden daha önemli olduğu yönünde.
        Kimisi içinse bu yolculuğun en kıdemlisi Aşktır.

        Gezegenimiz için Aşk'ın tarihi sanırım oldukça önemli. Diğer gezegenlerden en büyük farkımız bu mu acaba? Bu Aşk'ın tanımı kimileri için üzerinde sayılar ve insan resimleri olan kağıt parçalarında, kimileri için başka bir insanda yada değerli taşlarda...

        Aşk'ın tanımlanması kesin suretle Leyla ile olurdu diye ümit ediyorum. Leyla peşinde bir ömür... Leyla kimi zaman bir makamda gözüktü, kimi zaman bir bardak suda, başka bir vakit insan bedenine hapsolurken gördük onu, unutmadan kimi zaman sadece bir şehir bile Leyla diye anılabilirdi.

        Peki ölen biri de Leyla olabilir miydi? Nice insan için halleri ulaşılmaz kalesinde konaklıyor. Hayatları boyunca ulaşamayacakları hayallerinden bahsediyorum. Bir nevi arzuladıkları Leyla'dan. Ama Ulaşılamamış bir hayal ölü sayılmalı mı? Eğer hayatınızın bir noktasında bir çok şeyi ertelerseniz, listeninin tamamını yapmaya vaktiniz yetmeyecek gibi hissediyorsunuz.

        İşte tam bu noktada iki kurtarıcı kelime gün yüzüne bir kez daha çıkıyor. Miras ve Varis.
Yaşadığınız gezegende başarılı olun veya olmayın geride bıraktıklarınız sizin mirasınızdır. Mirasınıza sahip çıkanlar ise varisleriniz. Mirasınız değerli taşlar, kağıt parçaları, şehirler, içi yazılarla dolu kitaplar veya pek tabii bir düşünce olabilir.

        Sanırım bahanesi olan insanların, yani hepimizin en büyük mirası düşünceleri. Belki sadece bir ses kaydıyla kimileri için Leyla olabilirsiniz. Gezegenimizden ayrıldıktan sonra bile geride kalanlar için bir yol haritası olunabilir. Öte yandan yapılan her fiziksel eylem bu mirasın parçası değil midir? Keşifler örneği veya bir diğerini vererek açmak yerine örneklemi daraltarak vermek istiyorum. İnsanların bir kısmı tek başına hayatta kaldıkları veya kendi başarı çizgilerini tek başına aştıklarını söylerler.

        İnsanlığın en büyük mirasının bir diğeride bilgi birikimi ile gelen o büyük kütüphane olsa gerek. Daha uzun mesafe yürüyüşler için ayakkabılar, mevsim geçişleri için kıyafetler, zehirli bitkilerden uzak tarım ürünleri, avlanmak gerekmeyen etler ve benzeri bir takım geniş örnekler... Bunun içine sağlık başlığını eklemek ezici bir üstünlük olacağından saymadım farzedin.

        Yani tek başımıza olduğumuz koca bir yalandan ibaret. Geçmişin Leyla'ları kanatlarımız. Bizi geleceğe taşıyan her bilgi tanesi bizimde geleceğe bırakmamamız gereken birşeylerin olması gerektiğinin habercisi. Dahada ileri olarak belki de borç diyebiliriz.

        Yarın veya daha sonra inşa edilecek yeni düşüncelerin filizlerin, belkide bağlanacakları toprakların bizim elimizden geçmesi gerek. Bu zincirde yerinizin olmaması unutulmak mı demek?

        Peki insan gerçekten unutulduğunda mı ölmüş olur? Tabii ki hayır. Zira bir kere var olduğunuzda sayısal olarak birilerinin tablosunda yer alırsınız. Genel mirasda küçük bir nokta, nefes almış olmanız dahil olmanız için yeterli. Bu noktada iyi ve kötü tanımımız yok. :) Zira her bir taş mevcut konumunda iş görüyor. Kimi çok zikrediliyor, kimine ise bir adet sayı ile sesleniliyor.

        Bu durumda tüm Leyla'lar insanlık için buluşuyor. Yüce mirasa katkı sağlıyor. Ulaşılamayan Leyla'lar ise yeni arayanlarını bekliyor. Öte yandan Aşk bazen bir şekle bürünüyor bazense tarif edilemez bir inanca...

        Hepsi bir kenara bırakıldığında Aşk bile kendi içinde bölünüyor ardından insanı anımsatan her şeyden uzak olan pastadan en büyük payı kapıyor ve yine insan için bırakıyor. Gezegenin en değerli varlığı olan insan dalga dalga büyüyor ve kendinden uzak olanlara hoşluk beslerken kendine yakın olana yapmadığını bırakmıyor. Ertelediği her değer sadece kendi hanesine  kayıp olarak yansımıyor. Tüm insanlık kaybediyor.

        Olmuş ve olacak olan herşey sayısal verilerse bunun anlamı yok. İlerleyebilmek için insani duygulara ihtiyacımız var. Ortaya çıkan eserler kağıt parçasına itaf edilmemeli. Daha üstün nitelikli amaç doğrultusunda zaman harcanmalı. Her eser içindeki duygular ile hayat bulmalı. Ancak bu noktada gelecek nesiller yapılmak isteneni anlayabilir ve temele aynı duygular ile tam uyum sağlayan yapıyı devam ettirebilir. Zira  nsan ömrü sanılanın aksine

        Aşk ile yapılan yolculuk varılan yerinde, yürünen yolunda önemini yitirmemize sebep olurken, yolun sonu görünmüyor.

        "Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum" [Sekai No Chushin De Ai Wo Sakebu] (世界の中心で、愛をさけぶ), Isao Yukisada'nın yönettiği ve Socrates in Love adlı Kyoichi Katayama'nın romanından uyarlanan 2004 Japon filmi.


 

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Hunter × Hunter (2011)


    Galiba liste güncellenmiş oldu. 17 gün ne uzun ne de yeterlince kısaydı. Beklentimin oldukça üstünde çıkmış olmasından ötürü mutlu olsamda listemde ancak dördüncü sırayı alabildi. Kendisini tebrik ederken lezzetli bir animenin bitmesinin dinginliğinin verdiği hissi ifade etmeye çalışıyorum.
    Sıralamanın bir kısmını buraya not düşmek iyi olurdu...

    T*****
    S** *** ****
    G***** ***
    Hunter × Hunter
    O** *****
    G****
...

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Ufuk Parıldarken


Keşfede durduk da rengini
Göremedik başka bir dengini
Kimileri gösterdi de cengini
Unuttuk bu Dünyanın derdini

Kaynakça: https://www.deviantart.com/

3 Nisan 2019 Çarşamba

Dizi Replikleri (11) Young Sheldon







Young Sheldon 2. Sezon 1. Bölüm

Sheldon: Kamyon gazeteleri ne zaman getiriyor?
Georgie: Getirince.
Sheldon: Bu bir totoloji.
Georgie: Ne?
Sheldon: Totoloji. Doğru olan, ama bilgi içermeyen bildirim demek.

2 Nisan 2019 Salı

Sanıyorum bu yoldan geçmiştik

Geldik de gidiyoruz işte
Geride bıraktık bir dünya
Bağımız da garip bir fişte
Veyahut bir takım mobilya

Fotoğraf: https://www.artstation.com/

1 Nisan 2019 Pazartesi

Transformation